Archive for the "Doğum Öncesi" Category

Saat 11:30′daki kontrolümüz sonunda doğum tarihin kesinleşti Yaprak’cığım. 06.12.2007 Perşembe günü sonunda buluşuyoruz. Sabah 11:30′da sezeryana gireceğiz.

Hafta sonu yaptığımız yürüyüşler sana yaramış. 3200 gram olmuşsun. Şu anda miyadı gelmiş bir bebekte olması gereken bütün ölçülere sahipsin. Bu nedenle Murat bey doğum tarihini 10 Aralık’tan 6′sına çekti. Ama normal doğuma imkan vermeyen bir çatım olduğu için sezeryan kararını değiştirmedi doktorumuz.

Muayene sonrasında birşeyler yedik babanla. Sonrasında rüzgar bizi Sultanahmet’e attı. Hava çok güzeldi ve Topkapı Sarayı’nı gezmeye karar verdik. Yaz ayları kadar olmasa da ziyaretçi çoktu. Padişah kaftanları bölümünü kaldırıp yerine kilimler oymuşlar. Bence hata etmişler. Kilim ve halıların sergilendiği bölüme giren çok az vakit geçirip hemen çıkıyor. oysaki kaftanlar çok ilgi çekiciydi. İlber hocanın vardır bir bildiği herhalde dedik içimizden. Saray içinde 4-5 ayrı noktada restorasyon işlemleri devam ediyordu. Peygamberin kutsal emanetleri bölümü de bunlardan biriydi.

İçeride yaklaşık 2,5 saat kaldık, biz çıkarken hava kararmıştı. Defalarca gezmiş olmama rağmen her seferinde Topkapı Sarayı’ndan aynı keyifi alıyorum. Babanla birbirimizin fotoğraflarını çektik. Ben olanca çirkinliğim ile çıktığım için buraya babanın fotoğraflarını koydum.!!! :) (koyacağım )

Bu uzun ve benim için oldukça yorucu gezimiz sonrasında karnım, belim, kalçam, heryerime ayrı ağrılar saplanmıştı. Bir de üstüne açtım, İlhan’a “Sultanahmet Köftecisine gitsek” dedim. Baban da açtı ve kendimizi nefis köfteleri midemize indirmek üzere mümkün olduğunca hızlı lokantaya attık. Köfte sonrası nefis irmik helvası yedik.

Yemek sonrasında taksiye binip eve döndük. Yolda trafik çok tıkalıydı, baban uyudu. Çok güzel bir gün geçirmiştik, ben de pencereden dışarı mutlu mutlu bakarak taksi içindeki vakdi geçirdim.

.

30.11.2007 – 38.Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
3
Ara

Bu kontrolümüzde kesin doğum tarihin hakkında biraz daha bilgilenebileceğimizi düşünüyorduk. Netleşmemekle birlikte büyük bir ihtimalle sezaryan olacak. Ultrason’da bize bol bol kendini gösterdin. Bir önceki kontrolümüzden bu yana sen çok az kilo almışsın.(3040 gram) Ben ise 15 gündür kendimi pek iyi hissetmiyorum. Ancak doktorumuz son günlerdeki hareketsizliğimi hoş karşılamadı. Önümüzdeki 2-3 gün içinde kesinlikle yürüyüş yapmam gerektiğini söyledi. Murat Bey pazartesi günü bizi tekrar görecek. Nihai karar o zaman verilecek.

16.11.2007 – 35. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
16
Kas

Bu kontrolümüz de çok iyi geçti. Birincisi sağlığında hiçbir olumsuz durum yok. Boyun 53 cm., Murat Bey doğum esnasındaki uzunluğa bir ay önceden ulaştığını söyledi. Kilon da ortalamanın üstünde. Kısacası benim kendim için söylediğim “Kocamanım, kocamanım, kocaman, kocaman, kocamanım” şarkım sana da yakışıyor.

İkincisi geçen aydan beri kilo almamış olmam beni sevindirdi. Doğuma yaklaşık bir ay var. Bugüne kadar toplam 12.2 kilo aldım. Geçen ay kendi kendime koyduğum “hamilelik sonuna kadar en fazla iki kilo daha almak” hedefini tutturabileceğim gibi görünüyor.

Geçen ayki kontrolde hareket özgürlüğüme konan kısıt kaldırıldı. Artık akciğerlerin gelişti ve olası bir erken doğumda yaşanabilecek yaşamsal tehlike bitti. Sabah ve akşam yürüyüşlerine çıkmamın bebeğin doğum pozisyonuna girmesinde faydalı olacağını söyledi Murat Bey.

Bu kontrolümüzde normal veya sezaryan hangi doğum sürecine gireceğimizi öğrenebileceğimizi düşünmüştüm ama yanılmışım. 37. haftadaki tetkikte gerekli yönlendirmeyi yapacakmış doktorumuz.

Ayrıca Murat Bey’e hastane seçimimizden bahsettim ve doğum sonrasi için bize çocuk doktoru tavsiye etmesini istedim. İlk kontrolleri hastanede olduktan sonra bize evimizi de yakın olan Dr. Mehmet Vural’ı önerdi. Hastane seçimimiz için de olumlu yaklaştı, Avrupa Hastanesine gidip bir görmemizi ve kayıt yaptırmamızı istedi.

Diğer detaylara gelince, bu sefer ultrason çekimlerin yoktu. Kafanı, kemiklerini, kemik boylarını ölçtük, kalbinin atışı dinledik (150). Kan veya idrar herhangi bir test de yaptırmadık.

Doktorumuzun yanından ayrılıp Nişantaşı’na çıkmamız ile sağnak yağışa yakalandık. Öyle ki, sokakta karşıdan karşıya geçebilmek için bayağı yürümek zorunda kaldım. Hava da kararınca lamba falan aramadan, yolumuz üzerindeki markete uğrayarak hızlıca eve döndüm.

Şu anda kanımda kıpır kıpırsın. Bayılıyorsun üzüme biliyorum :) . Meyveyi çok seviyorsun. Elma, portakal, mandalina, üzüm, armut ve dondurma yediğimde keyfine diyecek yok :)

Minik Yaprak’ım seni babanla ne kadar çok sevdiğimizi bir bilsen. O da artık 2-3 gün sonra bize katılacak. Babayı özledik :)

Yaprak’ın Oyuncakları

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi Etiketler: , ,
15
Kas

Bugün “pastırma yazı” güneşini fırsat bilip öğleden sonra sokağa attım kendimi. Asıl amacım bir başucu lambası almaktı. Geçen hafta temizlik sırasında mevcut olanı yere düşürüp beş parçaya ayırınca nedense hiç üzülmemiştim. Sanki bugün için ön hazırlık olmuştu. Kendimi böyle güzel bir havada sokaklara atmak için bir vesile diyelim.

Siz başucu lambası almak isteseniz nereye gidersiniz ? Ikea, Tepe, Mudo Concept, başka başka möble mağazaları, çeşitli hediyelik eşya satan dükkanlar, vs … ben de bu düşüncelerle apartmandan çıktım. Şöyle derin ve mutluluk dolu bir nefes aldım. “Tam yürüyüş havası” dedim içimden ve başladım adımlarımı atmaya. Sanırım fazla ağırlıktan dolayı yokuş aşağı gitmek bana daha kolay geldi ve Beşiktaş’a indim.

Beşiktaş Çarşısı gibi bir yerde, hafta içi insan kalabalığı dışında kafamdaki başucu lambasını bulmak gibi bir şansım yoktu, biliyordum. Bir iki dükkana girdim laf olsun diye. Sonrasında ise direkt Kabalcı’da buldum kendimi. Lamba bakıyor gibi yaparken oyuncak bölümüne doğru kaydı gözlerim. Üç-dört yaş grubu, iki yaş, altı ay derken birden çok önemli birşey farkettim : Yaprak’ın hemen hemen bütün eşyaları tamamdı … en önemlileri hariç : oyuncak :)

Markalar, irili ufaklı kutular arasından (0+) işareti bulunan bütün oyuncakları çıkardım. Çocuklar gibi şendim. Yaprak için onun hoşuna gidebileceğini düşündüğüm oyuncakları almanın beni bu kadar mutlu edebileceğini hiç düşünmemiştim.

İlk başta yatağına yakışacak müzikli birşeyler bakmak istedim. Alternatifler çoktu. Hareketliler, hafızasında altı ayrı melodi tutanlar, büyükler, küçükler, ışıklılar … ne zormuş seçmek. :) Sonunda ortası sarı, yaprakları mor, yatağının kenarına asabileceğimiz büyük bir ayçiçeği almaya karar verdim. Bir de arısı vardı kenarında çiçeğe konan. Gülen surat çizili ortadaki sarı bölgeye hafif dokununca içerideki mekanizma harekete geçiyor, ışık yanıyor ve müzik başlıyordu. Çok tatlı :)

İkinci olarak ise gözüme bir eldiven çarptı. Rengarenk eldivenin her parmağında sevimli, ayrı bir hayvan gülerek bana bakıyordu; bir inek, bir koyun, bir eşek, bir fare, bir tavuk. Eldivenin avucunda ise üç sayfalık minik bir kitapçık vardı. İkinci orta sayfayı sıkınca “vik vik” diye komik bir ses çıkıyordu. Eve döndüğümde eldiveni kutusundan çıkarıp elime geçirince gayri ihtiyari başladım bütün hayvanları konuşturmaya. Üçüncü ve son oyuncaklar ise ucunda renkli, gülen, çıngıraklı arı ve kelebekler olan çorap ve bileklikler. Minik Yaprak’ım, önümüzdeki günlerde acaba en çok sen mi eğleneceksin, ben mi vallahi bilemiyorum :) Diğer taraftan başucu lambası alışverişi aklımdan uçtu gitti. Yarın doktor kontrolümüz sonrasında belki Nişantaşı’nda birşeyler bulabilirim. Lamba bahane, yeterki yine hava güzel olsun :)

Bu kadar anlatıp web sitesini hafızaya almadan bitirmek olmaz. Tıklayınız.

.

DOĞANLA

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi Etiketler:
10
Kas

DOĞANLA

Pek bir sessiz olsaydık, dakikalar geçmek bilmiyor
Esiyor, damlalar içimizden geçiyor
diğer taraf nerede diye soruyorlar
bazen bekliyoruz, bazen kaçıyoruz
uyuyoruz, yine bekliyoruz.

Konduk daldan, kalktık hızlıca
Bir o tarafa, bir bu tarafa-
-ymış gibi, oysaki değil,
dümdüz yürüyoruz
dimdik geçiyoruz araftan tarafa

Aklıma geliyor tuttuğum sözler
hiç bakmıyorum geriye;
sele, depreme, kayıplara, azlıklara
Denemenin öncesine ve bize,
şimdi elimizdekinin emsalsizliğine dalıyorum
bu karanlık gecede seninle.

Yaprak’a

Ayşe’nin yaşgünü partisinden bir kare … Ağzımdan adeta “Kocamanım, kocamanım, kocaman, kocaman, kocamanım” şarkısı dökülüyor :) Aslında fotoğrafın böyle çıkmasının nedeni arkamda oturan Özlem’le konuşabilmek için seninle birlikte yan dönmeye çalışmamdı. Ama her ne olusa olsun, 34. haftadayız, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik :) Uzun aradan sonra partide rastlaştığımız Fiona seni görünce çok şaşırdı ve “ben de bakmamaya çalışıyordum, biraz kilo almış, birşey söyleyip üzmeyeyim” demiş kendi kendine. Sonrasında iyice bakınca şok geçirmiş, gelip karnımın üstünden seni okşadı, güldü, “Çok güzel” dedi. Devamında da “Çok iyisin, sana çok yakışmış, ben fil gibi olmuştum” dedi.

Cam Kenarinda

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi
30
Eki

Yaprak ve Ipek Cam Kenarinda

Yaprak’la hiç profilden fotoğrafımız olmadığını farkettim evde otururken ve kendi kendime böyle bir poz vermeyi uygun buldum. Karnımız oldukça büyük ama rahatsız değil, en azından şimdilik :)

16.10.2007 – 31. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
17
Eki

Bu seferki ultrasonda bize hiç yüz vermedin. Murat Bey öyle denedi, böyle denedi, kah ellerinle, kah ayaklarınla yüzünü kapattın. Boyun 29.47 cm ve kilon 2100 gram. Normalden hala büyüksün. Sen de bize benzeyeceksin gibi görünüyor, Başak’da, Alp ve ben hep dört kilonun üstünde doğmuşuz.

Şeker yüklemesi testi sonrasında hamilelik şekerim çıkmadı. Ancak Murat bey aldığım fazla kilolara kızdı. Hmmm … haklı … son bir aydır çok fazla hamur işi yedim galiba. Ramazan pideleri tatlı geldi. Doğuma kadar en fazla 2 kilo almak gibi bir hedef koydum kendime bakalım ne olacak. Murat Bey bu aldığım kiloların sana zaten hiçbir faydası olmadığı söylüyor. Eğer böyle gidersem sadece kendi kendimi hacim olarak genişletip, doğum sonrasında uflayıp puflayacağım.

Üstelik bel ve kalça ağrılarımın nedeninin de fazla kilo almak olduğu çok net ortada. 35. haftaya kadar olası bir erken doğumu engellemek için fazla yürümememi ve ayakta kalmamamı istedi Murat Bey. Bu haftalar senin akciğerlerin gelişiyor ve erken doğarsan üç hafta kuvözde geçirmen gerekirmiş.

Doğumun İstanbul’da olacak. Ben Hollanda’da gerçekleşecek bir doğumun seni çifte pasaport sahibi yapacağını zannediyordum ancak yanlış bilgiye sahip olduğumu yeni öğrendim. Ticari MVV başvurumu iptal ederek eş durumundan MVV’ye geçiyoruz. 22 Ekim’de dil imtihanına girmek üzere Hollandaca kursuna başlıyorum. Yarın yani 18 Ekim’de ise doğum iznine ayrılabilmek için SSK’ya gideceğim. Küçük Yaprak seninle beni bol koşuşturmalı günler bekliyor. Kendimizi hep Hollanda’ya endekslediğimiz için sana ne yatacak, ne yıkanac, ne de başka eşyalar almamıştık. Evi hazırlamamıştık. Doğumundan sonra 2-3 aylığına İstanbul’da olacağız. Aslında bu son gelişmeye sevinmedim değil. İnsanın kendi ortamında böyle büyük bir olayı yakınları ile yaşaması, yabancı bir memlekette süreci yanlız başımıza geçirmemizden çok daha iyi. Görünüşe göre önümüzdeki günlerde bolca Hollandaca duyacaksın benden “Yaprak, ik ben İpek, ik ben uw moeder” :) :)

.

Sen ve Ben ( ! ) Büyürken;

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi
12
Eki

Anneannelerde Alp’le karşılaştık. Ben kocaman karnımın hiç doğru dürüst görüntüsü olmadığı için foroğraf çekelim dedim. Görüntü cep telefonu ile çekildiği için berbat ama olsun. Siyah giymiş olmam bile kocamanlığımı kapatamıyor. Üstümdeki kazak da sık sık sıyrılıp göbeğimi açıkta bırakıyor. Bütün gün onu aşağı çekiştirmekle uğraşıyorum. ! :)

07.09.2007 – 26. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
11
Eyl

İlhan ilk defa bugün muayenene katıldı, ilk defa seni hareket ederken kendi gözleri ile gördü. Sen de bizi hiç utandırmadın, öyle güzel yüzünü gösterdin ki … Normalin üstünde kilon ve boyun olduğu için şeker yüklemesi testi yaptıracağız. Hamilelik şekeri olasılığı var gibi.

Minik Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi
8
Eyl

Yukarıda minik Yaprak’ın 07.09.2007 tarihli 3-D ultrasonunu görebiliyorsunuz. Solda ise benim 8-9 aylık halim bulunuyor. Sizce de benzemiyor muyuz ? :) Gerçi benim bu fotoğrafım çok komik..
Yaprak’ın şu an ortalamanın üstünde boyu ve kilosu var. O nedenle hamilelik şekeri testine girdim. Glukoz yüklemesi berbat birşey. Aç karnına vıcık vıcık tatlı 500 ml sıvı içinde insan kamyon çarpmışa dönüyor. Aniden bastıran uyku ile boğuşuyorsunuz. Ama tabii ki uyumak yasak. Eğer uyursanız bir 500 ml. içmek zorunda kalıyorsunuz.

Yaprak’un üst bacak kemiği çok uzun. Anneanneme çekmiş… hemen hemen hergün anneannemi anıyorum. Onu ne kadar çok özlediğimi düşünüyorum. O bana derdi ” Ben ölünce en çok sen beni özleyeceksin” … ben de kızardım. Meğerse doğruymuş …

13.08.2007 – 22. hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
14
Ağu

İlk üç boyutlu ultrasonun. Teknoloji ne akadar ileri artık. Hem babana, hem bana benziyor gibisin. Bacak üst kemiğinin boyu uzun. Anneannemin kemik yapısına andırıyor. Murat Bey “uzun olacak” dedi. Çok sevindim. İlk 4,5 ay yaşadığım sağlık problemleri artık yok gibi. Hafiften karnım da belirginleşti. Ama birçok kitapta okuduğum eller, ayaklarda şişme gibi bir durum yaşamıyorum. Havalar fena gitmiyor. Temmuz ayındaki sıcaklar beni çok kötü etkilemişti. Şimdi ki tek gerginliğim Hollanda’ya geçiş süreci. Evraklar, beklemeler, onaylar, vs vs …

02.07.2007 – 16.hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler: ,
13
Tem

Bu kontrolümüzde de herşey çok iyi gitti. Murat Bey 3′lü Down Sendromu testine ihtiyacın olmadığı, risk oranının çok düşük çıktığını söyledi. Sevindim. Artık hergün takviye kalsiyum, sodyum ve demir alacağım. Murat Bey’in çok sakin ve rahat olması çok olumlu. Neler dinliyorum günlerdir birçok doktorun anneye stres, kaygı yükleyen davranışları hakkında. Artık eskisi kadar büyük yorgunluk hissi, mide-iç bulantısı yaşamıyorum. Biraz başım ağrıyor. Büyük bir ihtimalle iş yerindeki klimalar yüzünden geçirdiğim grip sonrasında tıkanan sinüslerim nedeniyle oluyor. Kritik olarak sadece 25 Haziran’da tansiyonum sabah iş yerinde 5′e düştü. Revirde öğlene kadar uyumuşum. Sonrasında eve gittim ve 2,5 gün hiç dışarı çıkmadım. Sıcaklardan oldu büyük bir ihtimalle.

Arşiv

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi Etiketler:
12
Tem

14. İstanbul Caz Festivali kapsamında 4 nefis konseri seninle ve Ayşe ile birlikte takip ettik. Bryan Ferry bütün zamanların klasiği olarak beni “Don’t stop the dance” ile birlikte ayağa fırlattı. Robin Gibb konserine Antalya iş seyahatinden yetişeceğim diye akla karayı seçtim. Wynton Marsalis ise beni en çok düşündüren konser oldu. Notalar onu konuşabilen için ne sınırsız ve uzlaştırıcı bir dil.

04.07.2007 Robert Plant

05.07.2007 Bryan Ferry

10.07.2007 Robin Gibb of the Bee Gees

11.07.2007 Jazz At Lincoln Center Orchestra with Wynton Marsalis

Dikkat Kucağımda Bebek Var !!!!

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi Etiketler: ,
24
Haz

İpek ve Ayşe’nin yeğeni Çaka – Bebek Parkı Festivali / 24.06.2007
Çaka 6 aylık ve dünyalar tatlısı. İtiraf edeyim, yıllar sonra ilk defa kucağıma aldığım bebek o. Pek de ağır ve hareketli oluyormuş altı aylık bebekler.
Yaprak sen de mi kıpır kıpır olacaksın?Senin ilk alışverişini de Bebek Parkı’ndaki Festival’den yaptım.