Archive for the "Doktorlarımız" Category

Ailece her ayın son haftası Yaprak’ın aylık rutin kontrolü için doktorumuz  Nazmi Ataoğul‘una gidiyoruz. İşte İstanbul’da ağaçların devrildiği, damların uçuştuğu bu fırtınalı günde bizde hastanenin yolunu tuttuk. Kilo ile boy ölçümü ve muayenenin ardından en son işleme geldiğimizde minik ponpon mutluluktan coştu : AŞI

Yaprak son iki aydır muayenehaneye girer girmez huzursuzlanıyor. Artık sanırım sevmediği birşeyin başına geleceğini hatırlıyor. Bu seferki kontrolde fotoğraf çekeceğimi İlhan’a söylediğim için ( fotoğraf makinasını evde unutmuşum, cep telefonu ile çekmek zorunda kaldım ) Yaprak’la aşı faslı sırasında o ilgilendi. Öyle ağladı, öyle ağladı ki tatlı boncuk ter içinde kaldı. Zor bela kıyafetlerini giydirdik ve herşeyin normal olduğunu öğrenerek Nazmi Bey’in yanından ayrıldık.

Yaprak şu an 73,5 cm ve 9700 gram. Geçen kontrole kıyasla bir santim uzamış ama 600 gram gibi bir farkla fazlaca ağırlaşmış. Doktorumuz beni uyardı. Bir yaşına on kilo ile girmemiz gerektiğini söyledi. Doğrusu ben de son günlerde fazlaca yemek yedirdiğimin farkındaydım. Yanlış yaptım ama bunu telafi edeceğim. Yaprak Hanım’ı annesinin bu akşam itibariyle kampa aldığını duyuruyorum. Rejim değil sadece önümüzdeki günlerde porsiyonlarımızı biraz azaltacağız ve yürüme antramanlarına ağırlık vereceğiz. :)

Uzun Bir Tatil

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız Etiketler: ,
21
Haz

Yaprak’la beraber ilk yaz tatilimize bugün çıkıyoruz. Tatil uzun olunca hazırlanması da bir o kadar zor oldu. ‘Ne alsak, ne almasak, gerekir mi, fazlalık mı?’ derken bir baktık bavulumuz 20 kilonun üstüne çıkmış. Pusetimiz, oyun parkımız da derken, bazı eşyalarımızı kargo ile önden göndermek daha akılcı ve rahat geldi.

Sabah kalktığımızda evden çıkma saatimizi belirledik. Sonrasında İlhan bizi havalanına bırakacak ve uğurlayacak. yanıma her türlü kamera, fotoğraf makinesin aldığım için ilk yaz tatilimizi hakkında ciddi bir arşiv yapmak niyetindeyim. Keşke İlhan’da bizimle olabilseydi ama insan kendi işinin başından kolay kolay ayrılamıyor.

Cuma günü 6,5. ay kontrolümüz için doktorumuz Nazmi bey’e gittik. Yaprak kocaman oldu artık. Boyu 70 cm, kilosu 8300 gr. Tam olarak 8 aylık kız bebek boyutunda. Yaprak’ın iki aşısını yaptırıp ve yeni menüsünü de öğrendikten sonra hastaneden gayet mutlu bir şekilde ayrıldık. Anneanne ve dedemize eli boş gitmemek için Cevahir Alışveriş Merkezi’ne gittik ama maalesef oradan elimiz boş çıktık. Allah’tan bugün Nişantaşı’ndan içimize sinen, çok şık bir hediye bulduk ve kargoya verilen bavulumuzda Datça’ya gönderdik.

Belki ara ara dedenin dizüstünden yazı yazabilirim ama büyük ihtimalle bloglarıma bir aylık mola vereceğim. Bu arada bol bol fotoğraf ve film çekeceğim.

TEMMUZ SONUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE ….

Doğuma Gidiş

38.haftamız içinde olduğumuz 1 Aralık’ta doktorumuz Murat Çarak’ın yaptığı son kontrolde Yaprak’ın aşağı inmek yerine yukarı çıktığını gördük. Son iki haftadır benim sağlığımdaki bozulma nedeniyle ilaç almaya başlamam sanki erken doğumun habercisi gibiydi. Annem antibiyotik aldığım için kızıyordu. Günler ilerledikçe antibiyotik yanında mide ilaçları alımımı da arttırmak zorunda kalmıştım. Ağzıma attığım en küçük lokmada midem korkunç derecede acıyor ve beni gece boyunca uyutmuyordu. Uykusuzluk, aşırı halsizlık ve bedensel sıkıntı artık sinirlerimi de bozmaya başlamıştı. İnsanın bedeni “yeter” sinyalleri verdiğinde, ona “dur” diyemiyorsunuz. Nitekim Murat Bey “10 Aralık’ta sezeryan” dediğinde, ben İlhan’nın Hollanda’ya gitmesi gerektiği için tarihi 6′sına çekmek istediğimi söyledim. Murat Bey de “Peki” dedi. Annem her zaman ki gibi erken doğuma ve sezeryana olumsuz yaklaştı ama ben pes etmiştim.Üstelik bedensel koşullarım nedeniyle doğum 15 gün sonra olsa bile normal yolla gerçekleşemeyecekti.

6 Aralık sabahı bir önceki gece hazırladığım bavulumu kontrol ettim. Saat 11:30′da başlayacak operasyon için saat 10:00′da hastanede olmamı söylemişti Murat Bey. Heyecandan çok büyük bir korku vardı içimde. Korkumun nedeni ise epidural’di. İnsanın beline kocaman bir iğne saplanması ve bu uygulamanın taşıdığı riskler hiç de azımsanacak gibi değildi. Operasyondan hiç korkmadım çünkü Murat Bey’in elinin çok becerikli olduğunu duymuştum. Elleri usta bir terziden çıkan kıyafeti çok rahat ve uzun giyersiniz, eli maharetli ve olumlu-sakin bir doktora da işte böyle içiniz çok rahat gidebiliyorsunuz. İçimdeki korkunun ana nedeni epidurali başkasının yapacak olmasıydı. Sonunda da yaşadığım gerginlik meyvesini verdi; teknisyenin hatalı uygulaması ile kötü yapılmış bir epidural süreci yaşadım.

Hastanede Doğuma Ön Hazırlık

Annemle aynı anda, saat 10:00′da İlhan’la hastanenin kapısından içeri girdik. Üçümüz beraber doğum katına çıktık ve odamıza yerleştik. Hemşire üstümü değişmem için gerekli eşyaları getirdikten sonra bekleyişimiz başladı. Murat Bey başka bir doğumdan gelecekti ve biraz geç kalması olasılığı vardı. İlhan aşağıda kayıt işlemlerini yaparken, biz annemle sohbet ettik. Kalbim güm güm çarpıyordu, bebeğimi kucağıma almama çok az kalmıştı. Doğumdan önceki lavman uygulaması bana yapılmadı. Bu beni çok mutlu etti.

Derken Murat Bey kapıdan içeri girdi, bize “merhaba” dedikten sonra ben sendeye yerleştirildim ve doğumhaneye doğru yola çıktım. Odadan ayrılırken korkudan mı, heyecandan mı bilemiyorum, gözlerimden damla damla yaşlar döküldü, ellerim, ayaklarım buz kesti.

Doğumhanede Bekleyiş

Hayatımda ilk kez ameliyat düzeyinde bir operasyon geçireceğim için etrafımı meraklı bakışlarla izliyordum. Doğumhane, kapısından içeri girdikten sonra bir koridor ve koridora açılan 4-5 odadan oluşuyordu. İçimden sürekli “o ne, bu ne, burası neden böyle, her oda da biri var mı, ben hangisine gideceğim, bu ortalıkta dolanan insanlar kim?” gibisinden sorular sormak geçiyordu ama sustum. Beni kısa koridorun solundaki odalardan birine yerleştirdiler. Sedyeden doğum masasına geçtim ve sırt üstü yatırıldım. Aradan 1-2 dakika geçmeden fenalaştığımı hissettim ve “bayılacağım” diye seslendim. Sırt üstü yatırmaları sanırım tansiyonumu etkilemişti. Beni yan çevirdiler, oksijen verdiler ve bir süre bekledik. Bu arada odada 3-4 kişi kendi aralarında konuşuyorladı. Anladım ki, aralarından biri epidurali yapacak olan adamdı.

Epidural Anestezi

Ben yatmış, adamları dinleyip görüş alanımı izlerken kapıdan Murat Bey bir göründü ve yine yok oldu. Sonrasında beni doğum masasında oturur pozisyona getirdiler ve kocaman karnımın üstüne öne eğilmemi söylediler. Kalbim öyle çarpıyor, ellerim öyle titriyordu ki, onları durdurmak için iki elimi birbirine kavuşturdum. “Çok heyecanlıyım, çok korkuyorum” dedim kısıkça yanımdakilere. Bana “çok iyisin, biz neler yaşıyoruz burada” dediler ve beni rahatlatmaya çalıştılar.

Öne eğilmiş bir vaziyette beklerken belimde bir sızı hisettim, bu arada Murat Bey’de yanıma gelmişti. Birinciden sonra ikinci defa iğnenin batırıldığımı hissettim. İkinci mi, üçüncü müydü hatırlamıyorum, birden beni büzülmüş halimden geriye doğru fırlatan korkunç keskin bir acı hissettim belimde. Ama bu esnada Murat bey boynumdan tuttu, aşağı bastırdı ve hareket etmemi engelledi. O an içimden bir ses “yanlış birşey var” dedi. Sonrasında Murat Bey “biraz daha yana yapmalıydın” dedi epidurali yapan adama.

Doğum

Beni yavaşça yatırdılar ve kollarımı iki yana açıp bağladılar. Elime de lokal anestezi ilacını taktılar. Ara ara ayağıma, bacağıma iğne batirip “hissediyor musun?” diye soruyorlardı. Cevabım hep “evet” oldu. Sanırım epidural anestezi düzgün yapılsaydı ayaklarımı daha çabuk hissetmemem gerekirdi. Sonunda ayaklarımın buz gibi olduğunu farkettim. Önüme yeşil bir örtü çekildi ve operasyon başladı.

Operasyon devam ederken etrafa bakıyordum, iki adam da yanıbaşımdaydı. “Kameran var mı?” diye sordu biri. Yattığım yerden “Evet ama eşimde ve onun girmesine izin vermediler” dedim. Bunun üzerine adam “ben gider alırım” dedi. Şimdi, o hasta bakıcı adam sayesinde Yaprak’ın, benim de görmediğim doğumu, ağlaması, burnunun temizlenmesi, yıkanması kayıtları var. :)

Sakin sakin beklerken birden karnımda farklı bir hareketlilik hissettim ve sonrasında acı… daha fazla acı … daha, daha fazla acı … ben kısık bir şekilde inleyip “canım çok acıyor” derken karnımın içinden Yaprak’ın çekilip çıkartıldığını hissetim. Bu inanılmaz bir duyguydu. Kocaman, yüklü karnım birden “pof” diye sönüverdi. Murat Bey’in gülerek “erkek oldu” sözlerini duyunca, kafamı yattığım yerden doğrulttum. Gayri ihtiyarı “haaa” diye bir ses çıktı benden :) Çok şaşırmıştım. Murat Bey’ın şaka yaptığını anlamam için birkaç saniye geçmesi gerekti :) Yaprak’ın tiz ama kuvvatli ağlama sesi ile kendime geldim. Bebeğim doğmuştu, onu göremiyordum ama mutluluktan ve meraktan delirebilirdim. Ellerim bağlı olduğu için hareket de edemiyordum. Birkaç dakika sonra tepemde küçücük bir beden ve yüz belirdi. Bürüş bürüş ve o kadar tatlıydı ki, onu görünce ağzımdan çıkan ilk kelimeler “Tanrım, ne kadar tatlı” oldu. Yaprak’ın yıkanmamış yüzünü bana yaklaştırdılar ve onu defalarca öpmemi sağladılar. O anda artık engelleyemediğim şekilde ağlamaya başladım. Yaprak’ın tam doğum saati 13:02 olarak gerçekleşti. Hemşireler onu götürülerken biri “amma avaz avaz ağlıyor, sus” diye bağırdı. İçimden “Aferin kızım, dağıt ortalığı” diyerek güldüm.

Odaya Çıkış

Yaprak, yukarı doğum katına götürülürken Murat Bey’de karın içinin temizlenmesi ve dikiş işlemlerini gerçekleştirdi. İşlemler başta biraz ağrılı olsa da odaya yayılan klasik müzik beni gevşetiyordu. Doğum sürecim toplam 45 dakika kadar sürmüştü ve sonrasında beni odama götürdüler. Odada annem ve İlhan beni bekliyordu. Anestezi ilacına devam edilebilmesi için bir makinaya bağlandım. Babam ve Alp geldiler. Bu arada korkunç bir titreme başladı vücudumda. Her yanım zangır zangır sallanıyordu. Konuşamıyordum bile. Büyükbabamın böyle bir alerjik durum geçirmiş olmasından dolayı babam biraz telaşlandı. Ama genç bir kadın doktor geçeceğini söyledi. Hatta Yaprak odaya getirildiğinde o kadar çok titriyordum ki, onu tutamayacağım diye korktum. Bir süre sonra Murat Bey beni kontrol için geldi ve “normal doğum yapanlar kadar ağrıyı sen de yaşadın” dedi. Onun bu sözlerinden de kesin olarak anladım ki, epidural anestezi gerçekten pek başarılı olmamıştı.

Doğum Sonrası Ağrılar

Doğumun gerçekleştiği gün yoğun şekilde ağrı kesici verildiği için hiçbir sıkıntım olmadı. İlk ziyaretçimiz, babam ve Alp’ten sonra Ayşe Musal oldu ve bizimle gün boyu oturdu. Sonrasında iş yerimden Ayşın Hanım, Kadriye Hanım, Melike, Tuğrul bey ve Harun Bey geldiler. İlhan’nın annesi, ablası ve eniştesi de ziyaretçilerimiz arasındaydı. Kapımızın önü sana hoşgeldin diyen arkadaşlarımızın çiçekleri ile doluydu. Bu arada Yaprak’ın doktoru Nazmi Ataoğlu bize bebeğimizin çok sağlıklı olduğunu söyledi. Onu emzirme girişimlerime de ilk gün itibariyle başladım. Geceleri annem benimle kaldı, gündüzleri ise İlhan hep yanımdaydı.

Birinci günün rahatlığı, ağrı kesicilerin yokluğu ile ikinci gün yerini büyük sıkıntıya bıraktı. Murat bey karnın şişecek ve gaz sancın olacak demişti ama yaşadığım şey düşündüğümün kat kat üstündeydi. Karnım sanki 8 aylık hamile gibi şişti ve ameliyatlı vücudumla kıvrılamadığım için karnımdaki sancıdan dolayı ne yapacağımı şaşırdım. Ayağa kalkıp yürümemi istediklerinde tansiyonum yine çıldırdı ve yatağa yığıldım kaldım. “Tanrım, bu nasıl birşey” derken ilk rahatlamam gazı çıkarmam ile gerçekleşti. Sonrasında İlhan’nın yardımları ile bir iki küçük adım atarak odada yürüdüm.

İkinci günün gecesinde zaten ağrılar içindeki vücuduma annemle girdiğim gülme krizi de eklendi. O anları hayatım boyunca unutmayacağım. Annemin ne anlattığını şu an hatırlamıyorum ama öyle bir gülme krizi tuttu ki beni, ameliyat yerim patlayacak sandım. Beynim gülüyor, bedenim acı ile sarsılıyordu. Bu nasıl bir durumdu böyle ???? Anneme yalvardım konuşmaması için, annem beş dakika duruyor yine anlatmaya devam ediyordu. :) Gül, inle, gül, inle … sonunda böylece sızıp kalmışım.

Bu arada hasta bakıcılar arı gibi çalışıyordu. Özellikle aralarından iki tanesine çok teşekkür ettim. İkinci gün sondam çıkartıldı ama kanamam kesilmedi. İçimden “Onların işleri bu” desem de, ara ara utanmadan edemedim.

Üçüncü günün hepsini geçirmeden hastaneden bebeğimizi alarak eve çıktık. Son gün için çok anlatmak istediğim şey olmamakla beraber unutmak istediklerim çok. Hayatta en büyük dualarım hep “akıl” üzerine olmuştur diyorum ve bu yazımı da “Yaprak’ı çok seviyorum” diyerek bitiriyorum.

Birkaç Fotoğraf


GÜNÜN TATLISI

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız Etiketler: ,
22
Nis

yaprak kişioğlu

Sevmelik, yemelik, ısırmalık, kuytuda kıstırmalık … kelimeler yetmiyor bu tatlılığı anlatmaya …

Bugün aylık doktor kontrolümüzde boyumuz 67 cm, ağırlığımız 7400 gram çıktı. Elimdeki kitaplardan Yaprak’ın şu anda 6,5 aylık kız bebek boyutlarında olduğunu öğrendim. Neden acaba ? Hep şu hormonlu gıdaları düşünmeden edemiyorum. Artık bebeklerin saptanmış ortalamalarını da revize etmeliler bence. Kime sorsam “bizimki de nornalden uzun, iri ” diyor. Yaprak şu an sadece mama ile besleniyor maalesef, anne sütümüz bitti :( Doktorumuz Nazmi Bey ek besinlerimizi verdi. Elma ve havuç suyu ile püresi ve Milupa’nın pirinçli sütlü muhallebisi. Bunun dışında Yaprak’ın elleri ve ayaklarındaki fazla terleme şüphemi doktorla paylaştım. “Bana normal dışı birşey görünmedi” dedi Nazmi Bey. Benim ısrarım üzerine “kaşınıyorsun” dedi ve kan testi verdi. Küçük kuşumun yine biraz canını yakacağız ama eğer bir aksaklık varsa ne kadar erken tespit edilirse o kadar iyi olur. Benim minik kuşum sağlıklı olsun da başka hiçbirşeyin önemi yok …

Evetttttttt, şimdi de biraz önce çektiğim “Yaprak’la Uzun Uzun”. Bu çekim sonrasında Yaprak öylesine bir kaka yaptı ki, bugün ikinci defa yıkandık.!!!!Dün 3,5. ay kontrolümüze gittik. Yaprak 63,5 cm ve 6700 gr. Doktorumuz Nazmi Bey “çok iyi” dedi. Bir de bacaktan aşı olduk. Doktorumuz Nazmi Bey’in kapısında Yaprak’dan iki gün önce doğan Ahmet Çınar ile karşılaştık. Ahmet Çınar’da çok tatlı idi. İlhan tutturdu “ben Yaprak’ı Ahmet Çınar’a vereceğim” diye. Kızım baban şaşırmış … !!!! Benim kızım büyüyecek de, Mars’a gidecek hem … tıh …

ipek aral yaprak kişioğlu
Bugün 1. ay doktor kontrolümüze Nazmi Bey’e gittik. Hastaneye erken vardığımız için biraz beklemek zorunda kaldık. Allahtan sen hep uyudun. Etraftan çok ilgi gördün. Gerçekten küçük bir oyuncak bebek gibi görünüyordun üstündeki mor tulumunla. Kontrole girdiğimizde yanımda senin eşyaların olan çantayı taşımadığım için doktorumuz Nazmi Bey’den ufak bir azar işittim. Sonrasında ise boyunun standartın üstünde uzamış olduğunu öğrendik. 1 aylık kız bebeklerin ortalaması 53 cm iken sen 56 cm olmuşsun. Kilonsa boyun kadar mutlu etmedi bizi. :( . Ortalamaya göre 4200 gram olman gerekirken 4000 gram çıktın. Zaten kullanmakta olduğumuz mama takviyesini arttırmamız gerekecek. Doktor Hepatit B aşını yaparken çok ağladın. Kalça filmini ise 2. ay kontrolünde yanımızda doktora götüreceğiz. Ayrıca artık sana ekstra vitamin vermeyede başlayacağız. İşte böyle minik serçe …

Doktorlarımız

Posted by: ipek aral kişioğluin Doktorlarımız Etiketler: ,
1
Oca

DOĞUM DOKTORUMUZ

Op. Dr. Murat ÇARAK
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Valikonağı Cad. Şakayık Sokak 45/6 Kat : 2
Nişantaşı / İSTANBUL

Tel : 0 (212)2328777 – 2190800

ÇOCUK DOKTORUMUZ

Dr. Nazmi N. Ataoğlu
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Florence Nightingale Bilim Üniversitesi
Avrupa Hastanesi
Tel : 0 212 212 88 11 /106

DOĞUM HASTANEMİZ

İstanbul Bilim Üniversitesi Avrupa Florence Nightingale Araştırma ve Uygulama Merkezi
Mehmetçik Cad. Cahit Yalçın Sok.
No:1 Mecidiyeköy – İSTANBUL
Tel : 0 212 212 88 11 / 13 HAT
Fax : 0 212 212 77 22

30.11.2007 – 38.Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
3
Ara

Bu kontrolümüzde kesin doğum tarihin hakkında biraz daha bilgilenebileceğimizi düşünüyorduk. Netleşmemekle birlikte büyük bir ihtimalle sezaryan olacak. Ultrason’da bize bol bol kendini gösterdin. Bir önceki kontrolümüzden bu yana sen çok az kilo almışsın.(3040 gram) Ben ise 15 gündür kendimi pek iyi hissetmiyorum. Ancak doktorumuz son günlerdeki hareketsizliğimi hoş karşılamadı. Önümüzdeki 2-3 gün içinde kesinlikle yürüyüş yapmam gerektiğini söyledi. Murat Bey pazartesi günü bizi tekrar görecek. Nihai karar o zaman verilecek.

16.11.2007 – 35. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
16
Kas

Bu kontrolümüz de çok iyi geçti. Birincisi sağlığında hiçbir olumsuz durum yok. Boyun 53 cm., Murat Bey doğum esnasındaki uzunluğa bir ay önceden ulaştığını söyledi. Kilon da ortalamanın üstünde. Kısacası benim kendim için söylediğim “Kocamanım, kocamanım, kocaman, kocaman, kocamanım” şarkım sana da yakışıyor.

İkincisi geçen aydan beri kilo almamış olmam beni sevindirdi. Doğuma yaklaşık bir ay var. Bugüne kadar toplam 12.2 kilo aldım. Geçen ay kendi kendime koyduğum “hamilelik sonuna kadar en fazla iki kilo daha almak” hedefini tutturabileceğim gibi görünüyor.

Geçen ayki kontrolde hareket özgürlüğüme konan kısıt kaldırıldı. Artık akciğerlerin gelişti ve olası bir erken doğumda yaşanabilecek yaşamsal tehlike bitti. Sabah ve akşam yürüyüşlerine çıkmamın bebeğin doğum pozisyonuna girmesinde faydalı olacağını söyledi Murat Bey.

Bu kontrolümüzde normal veya sezaryan hangi doğum sürecine gireceğimizi öğrenebileceğimizi düşünmüştüm ama yanılmışım. 37. haftadaki tetkikte gerekli yönlendirmeyi yapacakmış doktorumuz.

Ayrıca Murat Bey’e hastane seçimimizden bahsettim ve doğum sonrasi için bize çocuk doktoru tavsiye etmesini istedim. İlk kontrolleri hastanede olduktan sonra bize evimizi de yakın olan Dr. Mehmet Vural’ı önerdi. Hastane seçimimiz için de olumlu yaklaştı, Avrupa Hastanesine gidip bir görmemizi ve kayıt yaptırmamızı istedi.

Diğer detaylara gelince, bu sefer ultrason çekimlerin yoktu. Kafanı, kemiklerini, kemik boylarını ölçtük, kalbinin atışı dinledik (150). Kan veya idrar herhangi bir test de yaptırmadık.

Doktorumuzun yanından ayrılıp Nişantaşı’na çıkmamız ile sağnak yağışa yakalandık. Öyle ki, sokakta karşıdan karşıya geçebilmek için bayağı yürümek zorunda kaldım. Hava da kararınca lamba falan aramadan, yolumuz üzerindeki markete uğrayarak hızlıca eve döndüm.

Şu anda kanımda kıpır kıpırsın. Bayılıyorsun üzüme biliyorum :) . Meyveyi çok seviyorsun. Elma, portakal, mandalina, üzüm, armut ve dondurma yediğimde keyfine diyecek yok :)

Minik Yaprak’ım seni babanla ne kadar çok sevdiğimizi bir bilsen. O da artık 2-3 gün sonra bize katılacak. Babayı özledik :)

16.10.2007 – 31. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
17
Eki

Bu seferki ultrasonda bize hiç yüz vermedin. Murat Bey öyle denedi, böyle denedi, kah ellerinle, kah ayaklarınla yüzünü kapattın. Boyun 29.47 cm ve kilon 2100 gram. Normalden hala büyüksün. Sen de bize benzeyeceksin gibi görünüyor, Başak’da, Alp ve ben hep dört kilonun üstünde doğmuşuz.

Şeker yüklemesi testi sonrasında hamilelik şekerim çıkmadı. Ancak Murat bey aldığım fazla kilolara kızdı. Hmmm … haklı … son bir aydır çok fazla hamur işi yedim galiba. Ramazan pideleri tatlı geldi. Doğuma kadar en fazla 2 kilo almak gibi bir hedef koydum kendime bakalım ne olacak. Murat Bey bu aldığım kiloların sana zaten hiçbir faydası olmadığı söylüyor. Eğer böyle gidersem sadece kendi kendimi hacim olarak genişletip, doğum sonrasında uflayıp puflayacağım.

Üstelik bel ve kalça ağrılarımın nedeninin de fazla kilo almak olduğu çok net ortada. 35. haftaya kadar olası bir erken doğumu engellemek için fazla yürümememi ve ayakta kalmamamı istedi Murat Bey. Bu haftalar senin akciğerlerin gelişiyor ve erken doğarsan üç hafta kuvözde geçirmen gerekirmiş.

Doğumun İstanbul’da olacak. Ben Hollanda’da gerçekleşecek bir doğumun seni çifte pasaport sahibi yapacağını zannediyordum ancak yanlış bilgiye sahip olduğumu yeni öğrendim. Ticari MVV başvurumu iptal ederek eş durumundan MVV’ye geçiyoruz. 22 Ekim’de dil imtihanına girmek üzere Hollandaca kursuna başlıyorum. Yarın yani 18 Ekim’de ise doğum iznine ayrılabilmek için SSK’ya gideceğim. Küçük Yaprak seninle beni bol koşuşturmalı günler bekliyor. Kendimizi hep Hollanda’ya endekslediğimiz için sana ne yatacak, ne yıkanac, ne de başka eşyalar almamıştık. Evi hazırlamamıştık. Doğumundan sonra 2-3 aylığına İstanbul’da olacağız. Aslında bu son gelişmeye sevinmedim değil. İnsanın kendi ortamında böyle büyük bir olayı yakınları ile yaşaması, yabancı bir memlekette süreci yanlız başımıza geçirmemizden çok daha iyi. Görünüşe göre önümüzdeki günlerde bolca Hollandaca duyacaksın benden “Yaprak, ik ben İpek, ik ben uw moeder” :) :)

.

07.09.2007 – 26. Hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
11
Eyl

İlhan ilk defa bugün muayenene katıldı, ilk defa seni hareket ederken kendi gözleri ile gördü. Sen de bizi hiç utandırmadın, öyle güzel yüzünü gösterdin ki … Normalin üstünde kilon ve boyun olduğu için şeker yüklemesi testi yaptıracağız. Hamilelik şekeri olasılığı var gibi.

13.08.2007 – 22. hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler:
14
Ağu

İlk üç boyutlu ultrasonun. Teknoloji ne akadar ileri artık. Hem babana, hem bana benziyor gibisin. Bacak üst kemiğinin boyu uzun. Anneannemin kemik yapısına andırıyor. Murat Bey “uzun olacak” dedi. Çok sevindim. İlk 4,5 ay yaşadığım sağlık problemleri artık yok gibi. Hafiften karnım da belirginleşti. Ama birçok kitapta okuduğum eller, ayaklarda şişme gibi bir durum yaşamıyorum. Havalar fena gitmiyor. Temmuz ayındaki sıcaklar beni çok kötü etkilemişti. Şimdi ki tek gerginliğim Hollanda’ya geçiş süreci. Evraklar, beklemeler, onaylar, vs vs …

02.07.2007 – 16.hafta

Posted by: ipek aral kişioğluin Doğum Öncesi, Doktorlarımız Etiketler: ,
13
Tem

Bu kontrolümüzde de herşey çok iyi gitti. Murat Bey 3′lü Down Sendromu testine ihtiyacın olmadığı, risk oranının çok düşük çıktığını söyledi. Sevindim. Artık hergün takviye kalsiyum, sodyum ve demir alacağım. Murat Bey’in çok sakin ve rahat olması çok olumlu. Neler dinliyorum günlerdir birçok doktorun anneye stres, kaygı yükleyen davranışları hakkında. Artık eskisi kadar büyük yorgunluk hissi, mide-iç bulantısı yaşamıyorum. Biraz başım ağrıyor. Büyük bir ihtimalle iş yerindeki klimalar yüzünden geçirdiğim grip sonrasında tıkanan sinüslerim nedeniyle oluyor. Kritik olarak sadece 25 Haziran’da tansiyonum sabah iş yerinde 5′e düştü. Revirde öğlene kadar uyumuşum. Sonrasında eve gittim ve 2,5 gün hiç dışarı çıkmadım. Sıcaklardan oldu büyük bir ihtimalle.

İlk defa seni bu kadar net gördüm. Ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Hareketli halini izlemek, seni birebir hissedemesem de kalbinin attığını bilmek, duymak, düşünmek, anlamaya çalışmak apayrı bir zevk. Dışarıdan bakıldığında tabii ki ben de görüntü olarak değişiklik yok. Hatta her gören “sen kilo vermişsin” diyor. Doktorumuz Murat Bey kilo alımı konusunda çok hassas. İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım neler olacak …

Hamileliğin ilk aylarının zor olduğunu heryerde okuyordum, duyuyordum ama insan yaşayınca söylenenlerin eksik olduğunu inanıyor. Herhalde benim yaşadıklarım bünyesel. Ben hiç kendimi hayatım boyunca bu kadar halsiz hissetmemiştim. Bu kadar başım ağrımamıştı. İçim bulanmamıştı. Nefessiz kalmamıştım. Hayatım allak bullak oldu diyebilirim.

Cinsiyetinin erkek olduğuna yönelik içimizde bir his var. baban isnimi buldu bile “Onat”. Ben de çok sevdim. Birçok değerli şey çağrıştırıyor. Murat Bey’de erkek olabileceğini söyledi. Gelecek ay netleşecek, o güne kadar sen Onat’sın. Küçük oğlumuz …

.

Anneaanemi 4 Nisan’da kaybettik. Sevgili anneannem hiç beklemediğimiz bir anda bize veda etti. Onu aramızdan ayrıldığı sabah ziyaret edebildiğim ve son kez görebildiğim için içimde hüzünlü bir mutluluk var.

Bir canın aramızdan ayrılması belki de bir yenisinin bize katılacağının habercisiydi. Eda’da da öyle olmamışmıydı. Muhsin dedemin kaybından hemen sonra Eda’nın haberini almıştık Başak’tan. Bizde İlhan’la 13 Nisan akşamı evde test yaptık. Pek silik bir pembe göründü test aletinde. İlhan inanmadı, ben dondum. Sonrasında ilk şok dalgası geçince çok sevindik, şaşırdık, heyecanlandık, ben garipleştim, “nasıl yani?” diyerek adeta bir ara hissizleştim. Ben 9 ay sonra anne mi olacaktım ? Anne olmak kavramı bana öyle uzak geliyordu ki.

Sonrasında tabii ki doktor arayışına giriştik. Benim çok da düşünmeden aklıma ilk gelen isim sevgili arkadaşım Müge Çerman oldu. Müge hanım böyle zamanların şaşmaz adresidir. Ona açtığım telefon sonrasında bana doktor Murat Çarak ismini ve telefonunu verdi. Murat Çarak Müge Hanım’ın yakın arkadaşlarından İrem’in kızını doğurtmuştu ve İrem çok memnundu. İlk telefonum sonrasında iki hafta sonrasına randevu aldım. Müge hanım’dan ilk randevuda bana eşlek etmesini rica ettim. o da beni kırmadı sağolsun.

Murat Bey’in muayenehanesine ilk gidişimizde biraz gergindim. Ne olacaktı, nasıl kontrol edilecektim ? Murat Bey nasıl biriydi ?

Sonunda Murat Çarak ile bugün tanıştık. Murat Bey beni ilk imaj anlamında hayal kırıklığına uğratmadı. Çok kendine güvenen bir duruşu, samimi bir gülüşü vardı. Sonrasında sakin karakter yapısına sahip olduğunu konuştukça farkettim. Bu durum beni çok rahatlattı. Bana hamile bir kadına sorulabilecek bütün soruları yöneltti. Beni doktor fobimden dolayı biraz yabani bulmuş olabilir diye düşünmüştüm. Belim çok ciddi sakatladığımda emar çektirmemiş olmamı şok geçirmiş bir edayla kınadı.

Soru cevap etabından sonra ikinci bir odaya geçerek ultrason çekimi için bana gösterilen yere uzandım. Ekranda cenine ait görüntüleri seçmeye çalışırken kendimi sanki denizaltında radara bakar gibi hissettim. İleride birşeyler vardı ve ben onu tespit etmeye çalışıyordum. Murat Bey “Bak, orada” dediğinde benim onun gösterdiği yeri kavramam biraz zamanımı aldı. Sanırım heyecandan. Hiç de NTV’nin belgesellerinde izlediğim gibi değildi doğrusu.

Kontrol fazla sürmedi. İki basılı görüntüyü makinadan çıkartıp bana verdi doktorumuz. Ben de hala kafam karışık çıktılara baktım. Murat bey bana Haziran başı için randevu verdi. İlk beş ay kesinlikle kilo almamamı istedi. Haziranda değil ancak Temmuzdaki kontrolde bebeğimizin cinsiyetini öğrenbileceğiz. Biz bebeğimizi nedense hep erkek olarak düşünüyoruz, hatta ismini de ben koydum “Onat”. :)