Posts Tagged "16 aylık bebek gelişimi"

yap18aSoru : 16 aylık bebeğin fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi nasıldır ?
Cevap : Çocuğunuz nasıl değişiyor? Çocuğunuzun dünyayı algılaması hızla gelişiyor. Örneğin artık mum boyanın yenilecek birşey olmadığını biliyor. Artık onları kavrayıp sizin için harika resimler çizebiliyor. Basit oyunları anlayıp, oynayabiliyor, ce-eeee yapmayı seviyor veya vücudun bölümleri söylendiğinde yerlerini gösterebiliyor.

Ancak halen ayakta iken hareketlerine çok hakim değil. Onun için merdivenlerin derinliğini kestiremeyebilir veya size sarılmak için koşarken sendeleyebilir … düşmeden ona hemen sarılın. !

Hayatınız nasıl değişiyor? : Çocuğunuz hayatın zorlukları ile karşılaştığında gözyaşlarına boğulabilir, bağırabilir. Ondan susmasını veya durmasını istemeyin – büyük bir ihtimalle duramaz zaten. Onun yerine sabırlı olun, onu rahatlatmaya hazır olduğunuzu gösterin, ona varlığınızı hissettirin. İlk fırtınayı atlattıktan sonra sakinleşecektir.

Ebeveynlerden İpuçları : Kütüphane – kitapçı eğlencesi “Çocuğunuzu meşgul tutmak zordur. Size bir kitapçıya veya kütüphaneye gitmenizi tavsiye ederim. Kitaplar, kasetler, DVD’ler, özel materyaller, kırtasiye ürünleri arasında çok güzel vakit geçiriyorlar ve onlara bakmak bedava.”

Fiziksel Gelişim : Büyük Tutkular

Çocuğunuz son birkaç aydır etrafını keşfetmekle meşgul – objeleri kavramak, incelemek, onları ağzına almak, yere vurmak gibi. Diğer taraftan onun kendi fiziksel yeterliliklerini sınamayı sevdiğini de farketmiş olmaşısınız.  Yürüyebildiğini biliyor yani mutlaka ağır birşeyler örneğin kutular taşımak isteyecektir ve çoğunlukla beceremeyecektir. Artık kanepenin üstüne çok rahat tırmanabiliyor, yani artık sandalyeyi mutfak tezgahının yanına itip, daha yukarılara ulaşıp, oraları incelemek istemesi doğal olacaktır. Eğer halen yapmadı iseniz, bu gibi girişimlerie yönelik evinizi güvenli hale dönüştürün. Mutfaktaki tehlikeli araçları ulaşılabilir mesafeden kaldırın hatta mümkün ise kilit altına alın, sıcak tencerelere dikkat edin. Evdeki temizlik araç, gereç ve ürünlerini, ilaçları sakın açık alanda bırakmayın.

Neler Yapabilirsiniz?

Eğer çocuğunuz kendi fiziksel yeterliliklerini sizinle beraber sınamak istiyorsa, çocuk gelişim uzmanı Marilyn Segal’ın komik oyununu onunla oynamayı deneyebilirsiniz : Onu ellerinden tutun ve sizinle birlikte aşağı eğilmesini sağlayın. Beraber aşağı yukarı eğiliğ kalkarken ona tatlı melodiler mırıldanın :

“Dizlerimizi bükeriz,
Aşağı doğru gideriz,
Ama hep böyle kalmaz,
Sonra yavaş yavaş eski halimize dönerizzzzz ”

Eğer çocuğunuz yürümekte zorlanıyorsa, uzmanların önerdiği çocuğunuzun kendisine güvenini arttıracak şu aktiviteyi deneyebilirsiniz. İlk başta çocuğunuzun sırtı duvara gelecek şekilde ayakta durmasının sağlayın.  Siz de onun karşısında bir metre kadar uzakta durun. Elinizi uzatın ve çocuğunuzun ona uzanıp tutmasını sağlayın. Bir, iki adım geri giderek diğer elinizi tutmasını isteyin. Sonra onu tekrar duvar kenarına götürün ve aynı aktiviteyi defalarca tekrarlayın. Giderek daha uzaklaşın ve çocuğunuzun size doğru gelmasını sağlayın.

Diğer Gelişmeler : İstiflemek ve çizmek

16 aylık bebeğiniz artık el ve parmaklarını daha rahat kullanıyor. Artık iki, üç küpü üstüste koyabiliyor ve sonra hemen deviriyor. Siz kitap okurken, o da sayfaları çevirmekte ısrar ediyor ve hatta artık topluca sayfaları baştan sona almak yerine, birer, ikişer çevirebiliyor. Eğer eline renkli boyama kalemi veriseniz artık onunla ne yapacağını çok iyi biliyor ve muhtemelen önüne gelen heryeri çizmeye çalışıyor; kitaplar, duvalar, mobilyalar , kısacası artık onun boyama aktivitelerini çok yakından takip etmelisiniz. Ayrıca dönemine uygun hazıranmış levhalardaki yuvarlak, kare, vs. gibi şekilleri doğru yerlerine yerleştirebiliyor.

Bu parmak boyası için ideal bir zaman. Kendi parmak boyanızı kendiniz de üretebilirsiniz. İki kaşık una biraz su katın ve bir kaç damla gıda boyası ekleyin. Boyamayı çocuğunuz için iyice kolaylaştırmak adına boyamayı yapacağı karton, kağıt, vs malzemeyi masaya veya yere arkasından bantla tutturup, sabitleyin. Sonra büyükçe bir damla boyayı kağıda kondurun ve ona nasıl boyama yapabileceğini gösterin. Eğer onun yaratıcılığını saklamak istiyorsanız, aynı boyutlarda temiz bir kağıdı diğerinin üstüne bastırın ve sonra çekin, kurumaya bırakın.

Konuşma ve Anlama Gelişimi : İnce Beceriler

Son haftalarda, aylarda çocuğunuzun kendi özgürlüğünü test ettiğini gördünüz, ama uzmanlar der ki, eğer bir çocuk kendinin konuşabildiğini anlarsa artık bir birey olduğunu da kavrar. 16 aylık çocuğunuz şu an en fazla altı, yedi tane kelimeyi net söyleyebiliyor, belki daha da fazla. Ama halen sözsüz iletişime daha fazla başvuruyor, eliyle gösteriyor, diğer jest veya miniklerini kullanıyor.

Çocuğunuz şu anda konuşabildiğinden çok daha fazlasını anlayabiliyor. (Çocuklar için anlaşılabilmek adına asıl zor olan konuşmak değil, dudakları, dili ve nefesi arasındaki koordinasyonu kurmaktır) Örneğin birgün ev içinde eşinize kaybolmuş anahtarlarınızın nerede olduğunu sorduğunuzda, size anahtarlarınızın yerini 16 aylık çocuğunuz gösterebilir. Veya ondan ayakkabılarını getirmesini istediğinizde içeri odaya gidip, dolabını açıp, bir dakika sonra ellerinde ayakkabıları ile yanınıza dönebilir, o gerçekten sizin ne dediğinizi anlar.

Neler Yapabilirsiniz?

Onun iletişim becerilerini geliştirirken, sizin de onunla yavaşça ve anlaşılır şekilde konuşun. Çocuğunuz daha küçükken kullandığınız şarkımsı konuşma şeklini artık bıraktınız, ama artık onun dikkatini çekmek için basit kelimeler ve deyimler kullanabiliyorsunuz. Sizin kelimeleri doğru şekilde kullanmanız onun kelimeler üzerinde kafa karışıklığı yaşamamasını sağlar. Ayrıca çocuğunuzu dikkatle dinlemeniz de çok önemlidir.

Diğer Gelişmeler : Beş duyuyu geliştirmek, daha fazla okumak

Çocuğunuz için hergün ayrı bir macera. Onun dokunma, koklama, test etme, ve eline ne geçerse tadına bakma durumlarına siz de şahit oluyorsunuz. Bu şekilde herşeyi araştırarak çocuuklar etraflarındakileri niteliklerine göre ayrıştırmayı öğrenir. Örneğin açık alanda çocuğunuzun bir solucanın peşine düştüğünü izlemek çok keyiflidir.

Bu öğrenme tecrübelerini, çocuğunuzla konuşarak çok daha öğretici hale getirebilirsin. Etrafta duyduğunuz sesleri isimlendirin : “Kuşun sesini duydun mu?” ” Rüzgarla hışırdayan ağaçların sesini duyuyor musun?, “Gelen otomobilin sesini duyuyor musun? ” veya ondan daha spesifik birşey isteyebilirsiniz : ” Hadi bana renkli çiçekler bulmakda yardımcı ol”. Gözlemlemek, dinlemek, araştırmak çocuğunuzun önemli duyularının gelişmesine yardımcı olacaktır.

16 aylık çocuğunuz artık aynı yerde birkaç dakikadan fazla oturmak istemiyor, artık ona hikayeler okumanıza daha çok ilgi gösteriyor. Sakın kitap okurken, size resimleri gösterdiğinde, sizi dinlemiyor diye hayal kırıklığına uğramayın. Çocuğunuzun bir diğer sevdiği şey de baktığı kitapta bildiği resimleri gördüğünde onların isimlerini stekrar tekrar söylemektir ( örneğin tok, kuş, kedi, vs. ) . Eğer ona “kuş nerede?” diye sorarsanız, size heyecanla gösterecektir. Ayrıca sizinle birlikte sayfaları çevirmeye bayılır.

Sosyal ve Duygusal Gelişim : Diğer Çocuklarla İletişim

Bu erken yaşında bile çocuğunuz olumlu davranışları nedeniyle ödüllendirildiğini öğrenir; sarılmalar, öpücükler, alkışlar. Etrafındaki insanların doğru bulmadığı şeyler yaptığında ise olumsuz tepki gördüğünü, cezalandırıldığını anlar. ( hatta farklı insanların aynı şeye farklı tepkiler verdiğini bile anlar)

Çocuğunuzda gözlemleyeceğiniz sosyal etkileşimler şu anda temel seviyede : el sallamak, gülmek, cee-e oynamak, basit talimatları takip etmek. Ama bütün bu gelişimler çocuğunuzun kendi tarzında olacaktır. 16 aylık bebeğiniz siz ona ne verirseniz, onu alır ve size de yansıtır. Siz eğer onu öper, sarılırsanız, o da size aynı şeyleri yapacaktır.

Diğer Gelişmeler : Bireysel farkındalığı geliştirmek

Bir yeni doğan kendisi ile annesi ve hatta etraftaki obleri bile ayırdedemez. Etrafındaki dünyayı tatmak, dokunmak, gülmek, ve duymak  zaman içinde onun ayrı bir varlık olduğunu anlamasını sağlar. Çocuğunuz 16 aylık olduğunda artık bir birey olduğunu bilir, ama sizi bir uzantısıymışsınız gibi  kullanır. Örneğin erişemediği bir oyuncak gördüğünde, sizi o yöne iter ve oyuncağı alarak ona vermenizi ister.Veya merdivenlerden çıkarken rahat değilse, elinizi kavrar ve sizden yardım ister.

Bu dönemde çocuğunuz güçlü ve dünyanın merkezinde olduğunu bilir. Sizin onun gelişimleri nedeniyle duyduğunuz heyecanınızı, takdirinizi, ilginizi daha fazlasını sağlayabilmek için kullanır . Yaptığı herşeyde başarılı olmak ister. Kendinden çok daha büyük veya ağır objeleri taşımaya kalktığında aman etrafta olun. Ona yardım etmekten çok, onun çabasını takdir edin. Eğer başarısız olursa bırakın kendi hayal kırıklığı ile yüzleşsin, yakında bir daha dener ve başarılı olur.

Ona kendi kendine birşeyler yapma imkanı verebilirsiniz. Örneğin küçük çocuklar için yemek yapma setlerinden alabilir, onun yaptığı yemekleri karşılıklı keyifle tadabilirsiniz.

Kaynak : Babycenter.com

Tags:

Banyo ve Uyku Şiiri

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
27
Nis

dsc05033dsc05032dsc05034

Göbişim, popişim, memişim,
Annemin dediğine göre,
Ben dünyanın en tatlı bebişiyim.

O beni soyunca,
Hemen elinden kaçarım,
Aynanın karşısında geçip,
Kendime hayran hayran bakarım.

Sonra annem çıkagelir,
Beni kucağına alıp,
Küvetimin içine yerleştirir.

Banyo yapmayı çok severim,
Köpükleri etrafa saçmayı kendime görev bilirim.
Ördeklerim ve toplarım
Küvetimde arkadaş bana,
Keşke bir de şu sular ağzıma kaçmasa,
Banyo yapmanın keyfi yarım kalmasa.

Banyo sonrası havluma sarılırım,
Annem beni mesajla yağlarken,
Yan gelip yatar, keyfime bakarım.

Sonra annem beni sıkı sıkı giydirir,
Saçlarımı kurutup,
Beni ne kadar çok sevdiğini,
Yanaklarıma, saçlarıma kondurduğu öpücüklerle,
Bana her zaman hissettirir.

Banyo sonrası yatma vakdidir,
Uyumak için beklediğim müzik ve “On İki Prenses”dir.
Annem masalımı okurken yaklaşır uyku perileri,
Sonra tutarak ellerimden beni,
Sessizce götürürler düşler alemine geri.

İşte bir gün de böyle biter,
Kimbilir ertesinde beni ne güzellikler bekler.
Şimdi bebeğim ama büyüyeceğim,
Annemin yazdığı bu şiirleri okuyup,
Kimbilir neler düşüneceğim?

Evet, sevgili bebeğim, kimbilir neler düşüneceksin?

SENİ ÇOK SEVİYORUM YAPRAK’IM, SAATLER OLSUN, İYİ UYKULAR heart

Tags:

Kızlar Kafede

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
26
Nis

dsc04983adsc04990a

Dün Yaprak’ın tam öğlen yemeğinin sonuna gelmiştik ki telefon çaldı. Arayan Ayşe Musal ve Aslı Uçman’dı.  “Hadi dışarı çıkalım” dediler. Biz de Yaprak’la jet hızında hazırlandık ve buluşma noktasına gittik. Ayşe ve Aslı Yaprak’ı büyük bir sevgi ve coşkuyla karşıladılar. Bizimki başta bu sevgi seli karşısında çok utandı. Ortama alışması biraz zaman aldı. Bu arada biz de Nişantaşı’na çıktık yürüyerek ve kendimize oturabileceğimiz kafe aradık. Sonunda Backhaus’da karar kıldık.

dsc05000adsc05005a

Kendimize çay ve tatlı tuzlu kurupastalar sipariş ettik. Çaylarımızı keyifle içip, sohbet ederken Yaprak hanım kucaktan kucağa dolaştı. O yetmedi yan masalara harekata geçti, elinde çikolatalarla geri döndü.

dsc05012adsc05007a

Biraz etrafta dolandıktan sonraki durak annenin kucağı oldu. Anne kucağında olduğu süre boyunca önümüzdeki şekerlikteki şaker paketleri parçalandı, etraf bir parça dağıldı, pislendi”. Her zamanki gibi “Yaprak buradaydı” imzamızı atmayı elbet ihmal etmemiş olduk böylece.

dsc05020adsc05022a

İki saatin sonunda Yaprak hanımdan nahoş kokular yükselmeye başladı. Bu bize “gitme vakdi” geldiğini işaret etti. Yaprak’a “gidiyoruz” deyince bizimki taktı annesinin çantasını koluna kapıya doğru yöneldi.”Durrr, gitme, daha paltonu giymedin” diye seslendik ona ve dışarı çıkmak üzere topyekün hazırlandık. Yol boyunca güle oynaya ilerledik, İTÜ fakültesinin otoparkından içeri girdiğimizde de minik canavarı pusetinden çıkartıp bizimle birlikte yürümesini özgür bıraktık. Rüzgarlı havada yüzünde kocaman bir gülümseme ile koşuşturdu Yaprak’ım hayatından çok memnun.:D

Günler hızla geçiyor ve bazen Yaprak’ın ne kadar hızlı büyüdüğüne, her konuşulanı anlayabildiğine inanamıyorum. Zaten son bir haftadır ben telefonla konuşurken telefonu elimden alıp o da konuşmaya başlıyor. “Baaa, daaa, buuuu, uuuu, namanııı,” türünden sesler çıkartıyor büyük ciddiyetle. Ben dişlerimi fırçalarken, o da dişlerini fırçalamak istiyor. Artık onun da bir diş fırçası var. “Saç, kulak, göz, yanak, ağız, burun, diş, kol, el, bacak, ayak, parmak” kelimelerini çok rahat anlayıp yerkerini hemen gösteriyor. Üstündeki kazak, hırka cinsi giysileri kendi çıkartabiliyor. Beraber eğilip, kalkmaca oynuyoruz. Dans en büyük hobimiz. Yemeklerini kaşıkla kendi yemeye iyice alıştı. Artık geceleri yatak vakdi okuduğum “On İki Prenses” masalını dinlediğini farkediyorum. Odasındaki radyoyu kendi kendine açıp, müzik dinleyebiliyor. Bisikletine kendi kendine binebiliyor. Dİğer çocuklarla olan iletişimi arttı. Şu an aklıma gelmeyen bir sürü gelişme ile Yaprak bebeğim her gün beni çok çok şaşırtıyor. :D

Tags: , ,

dsc04908adsc04930a

Dün bizim evde iki bayram vardı. Birincisi Yaprak’ın 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 2. si Yaprak’ın annesinin 37. yaşgünü bayramı. Aslında Yaprak’ın annesi 37. yaşına girmekten dolayı pek de bayram havasında değildi :|

Sabah gözlerimizi açıp, camdan dışarıdaki kapalı, sevimsiz havayı görünce biraz üzüldük. Yaprak odasında oynarken, ben de her yılki gibi televizyondaki çocuk şenliği programını izlemeye başladım. Ne çok ülke katılmış bu yıl İzmir’deki gösterilere diye düşünmeden edemedim ve sevindim. Ardından öğlene doğru güneş güzel yüzünü gösterdi  ve biz de hazırlanıp kendimizi sokağa attık. Gün için ailece hiçbir plan yapmamıştık, sadece çok açtık. İlhan’nın da, benim de canımız Çin yemeği çekince Cevahir AVM’ye gitmeye karar verdik. Afiyetle yemeklerimizi yedikten sonra AVM içindeki çocuklar için düzenlenen aktivitelerin izini sürdük. Ama çoğunluğu büyük çocuklar için hazırlanmıştı aktivitelerin. Biz de Yaprak hanım’i ilk başta Karayip Korsanı yaptık, gemisine oturtturduk, birinci kaptan olarak gemisini uçsuz bucaksız sularda kullanışını seyrettik. :)

dsc04944adsc04961a

Ardından bir sürü çocuğun elinde balon görünce, biz de bu balonların kaynağının peşine düştük. Kaynağa ulaştık ve iki elimize iki tane balon aldık. Yaprak canavarı bayıldı kırmızı-pembe balonlarına, başladı koridorlarda koşuşturmaya. Durdurabilene aşkolsun :)

Sonrasında İlhan’la yaşgünü pastası yemek yerine yaşgünü kahvesi içmeye karar verip Starbucks’a oturduk. Orada yanımıza gelen 18 aylık Ali, Yaprak’ın elindeki ay yıldızlı balonu çok sevince gitti kendi iki balonunu getirdi değiş tokuş yapmak üzere. Ama bizim ki bırakın kendi balonunu vermeyi, Ali’nin elindekileri de kaptı, bir baktık karşımızda elinde dört balonla bize bakıyor. Yaprak’ın kırmızı balonunu  biraz gürültülü bir şekilde ( ! ) Ali’ye armağan ettik. Dün kızımız ne hikmetse adeta bir balon arzısı oldu çıktı, söz geçiremedik küçük cadıya :P

Saatler ilerledi ve hepimiz yorulunca Yaprak’ın elindeki dört balondan ikisini başka çocuklara bırakarak Cevahir’den ayrıldık. Bol lezzetli, bol balonlu, bol koşuşturmalı bir günün ardından evimizin yolunu yorgun ama mutlu bir şekilde tuttuk.

Tags: ,

Kontrol Öncesi Kaynatalım !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
20
Nis

dsc04879adsc04866b

Bugün periyodik sağlık ve gelişim kontrolümüz için doktorumuz Nazmi Ataoğlu’na gittik. Yaprak son kontrolüne göre boyu bayağı uzamış. Hatta “acaba doktor yanlış mı ölçtü?” diye düşünmüyor değilim. Belki de yanlış kaydetti. Yaprak, Aralık 08 sonunda 77,5 cm iken, aradan geçen 4 ay içinde 85 cm’e ulaşmış olabilir mi? Bana göre olmaz. Yarın sabah minik ponpon kalksın, bir de ben ölçeceğim boyunu. Kilomuz ise 10,5 dan, 11.7′ye  çıkmış. Nazmi bey “herşey normal” dedi. Bu kontrolümüzde aşı yoktu. Bir sonraki randevumuzu Haziran sonuna aldık. Zatensonrasında bir aylık tatil için Datça Aktur’a gideceğiz yine.

Gelelim yukarıdaki fotoğraflarımıza. Nazmi Bey’i beklerken Yaprak hanım etraftaki diğer bebeklerle pek bir samimiyet kurdu. Onlarla çubuk kraker yedi, biraz gülüştü, biraz itişti. Bu anlık gelişen arkadaşlık ilişkilerinden büyük zevk aldı sanırım. Yaprak da farkettiğim bir özellik çok kibar olması. Diğer bebekler ona vururken, o hiç cevap vermiyor. Onlara gülerek bakıyor. Elinde keki varken onlara paylaşmak istercesine uzatıyor. “Cici” yapmaya çalışıyor.

dsc04850aBu arada Yaprak geçen gün bisikletinden düştü, yanağını kütüphanenin kenarına vurdu. Olay İlhan’la benim gözlerimizin önünde yaşandı ama engelleyemedik. Çok üzüldük. Hele küçük kazazedemizin dudağının kenarı patladığı ve kan aktığını farkettiğimizde üzüntümüz iki kat arttı. Ertesi gün ise sol yanağında morarıklık oluştu, halen de geçmedi. Lütfen hemen iyileş ve bir daha bisikletinden düşmemeye çalış olur mu hayatım ? …

Tags: ,

Çiçekler Arasında Bir Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
15
Nis

dsc04765dsc04764adsc04751adsc04768

Dün Yaprak’la yine parktaydık. Ama bu sefer sadece çocuk bahçesinde vakit geçirmekle kalmadık, parkın aşağı taraflarına doğru çimenler üzerinden yürüyüşe çıktık. Hava o kadar güzel ve etrafımızdaki doğa o kadar güzeldi ki, ikimizde çiçekler, çimenler, ağaçlar arasında adeta büyülendik.Yaprak rengarenk çiçeklerin yanından hiç ayrılmadı neredeyse. Onları “cici, ciciii” diye sevdi, ben de ona “mor, sarı, kırmızı, beyaz” diye renkleri anlatmaya çalıştım. Ardından Yaprak yerden taş toplamaya başladı. Taş toplama faslı yerini pislik toplamaya bırakınca annenin derhal alarm zilleri çaldı ve biz parktan yavaş yavaş yürüyerek ayrıldık.

Önümüzdeki ay Mayıs ve biz artık Yaprak’la nerede piknik yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz. Dün çiçekler içinde geçirdiğimiz dakikalara ait bir de videomuz var, iyi seyirler :D

Tags: ,

Yürü, Tutun, Tırman.. Kim Tutar ki Kuşumu?

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
14
Nis

dsc04725dsc04727adsc04729a

Dün Yaprak’la öğleden sonra çıktık yürüyüşe. Maçka Parkı boyunca kaldırımdan ben pusetle önde, o ise iki, üç merte arkadamda etrafı seyrede, seyrede, inceleye inceleye yürüyerek ilerledik. Tabii ki benim bir gözüm hep onun üstündeydi çünkü yerde ilgisini çeken herşeyi almaya kalkan Yaprak’ı hemen durdurabilmem gerekiyordu. Kaldırımda yanımızdan geçen herkes bizimli ile çok ilgilendi, Yaprak da hepsine gülücükler saçtı.

Ardından klasik durağımız Maçka parkı içindeki çocuk bahçesine gittik. Dün bir sürü arkadaşımızla karşılaştık. Timur ve annesi, Irmak ve babası. Irmak’ın annesi ile hep karşılaşıyorduk, böylece babasını da tanımış olduk. Yaprak dün genelde hep kendi başına eğlenmeyi tercih etti. Salıncaktan sonra kaydırağa çıktık. Oradan sonra tahtiravalli, sonra yine kaydırak. Bu sefer Yaprak tahtıravallide benim desteğim olmadan oturdu ve kaydırağın basamaklarından ilk kez kendi başına çıktı. Tahtıravallinin diğer tarafında ben onu inip kaldırdım, kaydırak basamaklarından çıkarken de hep arkasında hep durdum ama onun bu yanlız basamakları çıkma girişimi ve tahtıravalliden sıkı sıkı tutunarak düşmeyişi doğrusu çok hoşuma gitti. Aferim benim kocaman kızıma :D

Tags:

Yaprak Kara Tahta Başında

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
13
Nis

dsc04705aKara tahta başında

Yaprak’ın son günlerdeki en favori oyuncağı geçen hafta aldığımız boyunna uygun tahta. Renk renk tebeşirleri ile birlikte bolca vakit geçiriyoruz kızımla yazarak, çizerek. Yaprak şu an itibariyle sadece düz çizgilerle süslüyor tahtayı. Bense kedi, köpek, yılan, çiçek, güneş, araba resimleri ile onu eğlendirmeye çalışıyorum. Yazmak dışında bir diğer Yaprak’ın sevdiği şey ise tahta silgisini kullanmak. Bayağı da beceriyor doğrusu silmeyi.

Ama bir durum var ki, benim hiç mi hiç hoşuma gitmiyor. Daha da ötesi beni korkutuyor. Minik canavarı tahta başında iken kesinlikle gözden kaçırmamak gerekiyor çünkü bir bakıyorsunuz o renk renk tebeşirler elde duracağına ağzın içine girmiş. :? Kısacası hem eğlencesi, hem de sakıncası ile beraber geliştirici bir oyuncak oldu bu tahta Yaprak için, bütün annelere tavsiye ederim.

Tags: , ,

Tuzluk ve Karabiberlik

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
12
Nis

dsc04701adsc04687_resize1dsc04690adsc04695_resizedsc04700ajpgdsc04702_resize

Dün öğlen Yaprak hanımla evde yiyecek birşey olmadığı için Nişantaşı Saray’a gitmeye karar verdik. Her zaman ki gibi oturabilmek için biraz bekledik. Bu esnada ben de Yaprak’ı oturttuğumuz mama sandalyesi için etrafa bakındım ve başka bir bebek tarafından kullanıldığını gördüm. Garsonlar bizi masamıza götürdüklerinde mecburan küçük canavarı sandalyeye oturttum. Bazen hayatımızdaki zorunluluklar aslında bebeklerimizin ne kadar büyüdüğünü bize gösterebiliyor. Yaprak yemek boyunca sandalyeden hiçbir düşme tehlikesi geçirmedi. Böylece bundan sonra ona “küçük” bebek muamelesi yapmamam üzerine bana farketmeden bir ders vermiş oldu.

Yaprak yemeğini çok uslu bir şekilde yedi. Ama elbette elleri, kolları hiç durmadı. İlk başta masadaki menüyü, sonra ekmek sepetini kendisine hedef seçti. Ardından sıra tuzluk ve karabiberliğe gelince ben biraz gerildim. Tuz ve karabiberler masaya döküldü, elle dağıtıldı, ekmek parçalarına karıldı … kısacası tuzluk aşağı, karabiberlik yukarı derken tuzluk yere uçtu ve yüz parçaya ayrıldı, içindekiler de etrafa saçıldı. Bizimki hiç istifini bozmadan karabiberlikle oynamaya devam etti ama ben ikinci bir zayiyi önleyebilmek üzere derhal hesabımızı istedim ve bir jet hızıyla Saray’dan kalabalık Teşvikiye caddesine çıktık.

Tags:

dsc04685_resize

Yaprak bu sabah çok sıkıntılıydı. Belki biraz geç kalkmış olmasından, belki kahvaltısından memnun kalmayışından, belki de annesinin şu “Blog Ödülleri 2009″ la kendisinden daha fazla ilgilenmesinden … Annesi “oy vereceğim” diye bilgisayarın başına bir oturdu, pir oturdu. Yaprak bu sırada evi darla duman etti; tencere dolaplarını boşalttı, dergileri yırttı, oyuncakları etrafa saçtı … ığğh … anneden tık yok. Yaprak büyük ihtimalle içinden “Ne ödülmüş be kardeşim, annemin yanında bomba patlasa dönüp bakmayacak” diye hayıflandı ve sonunda pes edip uykuya yatmayı tercih etti. :D

Tags: ,

‘İlk’lerin Günü

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
10
Nis

dsc04637adsc04646a

Bu öğleden sonra Yaprak’la “ilk”lerle dolu bir gün geçirdik. Birinci “ilk” imiz puset olmadan minik canavalarla Nişantaşı’na çıkmamızdı. İTÜ Konservatuar binaları ve lokalinin önünden yürüyerek Hüsrev Gerede caddesine, oradan da Teşvikiye Caminin önüne çıktık. Yolda başlangıçta elimi sımsıkı tutan Yaprak, ilerleyen dakikalarda özgürlüğünü ilan etti ve tek başına son derece emin adımlarla Nişantaşı’na doğru yürümeye koyuldu.

dsc04651adsc04645a

Pusetle sık sık uğradığımız Teşvikiye Caminin bahçesine bu sefer yürüyerek girdik. Etrafta koşuşturan Yaprak’dan 2-3 yaş büyük çocuklar onunla çok ilgilendiler, ona toplarını verdiler. Bizimki de biraz şaşkın, biraz mutlu bir şekilde onları anlamaya, takip etmeye çalıştı.

dsc04657adsc04658a

Teşvikiye Camisi’nden sonra en uğrak yerlerimizden Starbucks Citys’e gittik. Burada bir başka ilkimizi daha yaşadık. Yukarıda soldaki fotoğrafta görmüş olduğunuz iskemleye benim şaşkın bakışlarım eşliğinde Yaprak hanım ben birşey demeden “kendi kendine” tırmandı ve oturdu. Adeta yürümekten çok yorulduğunu anlatmak istercesine arkasına yaslandı ve bana gülümsedi. Bir an karşımda 16 aylık bebeğim değil de, yakın bir arkadaşım varmış gibi hissettim, afalladım ama çok da mutlu oldum. :D

dsc04662adsc04661a

Biz masada otururken önümüzde yer alan cam kenarı koltukları boşaldı ve biz bu çok sevdiğimiz geniş, rahat bölüme geçtik. Yaprak yine beni şaşırtarak koltuğun birine kendi kendine tırmandı. Elimdeki fotoğraf makinasını görünce ise “oh be, dünya varmış” edasıyla bana bakarak bir de poz verdi :) . Sonrasında da ona çalışanların oynaması için verdiği küçük boy kağıt bardaktan kendi kendine su içti, bu da gün içindeki üçüncü ‘ilk’imiz oldu. :D

dsc04668adsc04675a

Starbucks’dan çıkdıktan sonra geldiğimiz yoldan eve dönmek üzere yine yürümeye başladık. Yaprak cami önündeki çiçekçi çingene adamın rengarenk çiçekleri ile çok ilgilendi. Bunun üzerine sevimli adam minik ponpona yukarıda görmüş olduğunuz sarı güneş çiçeğini hediye etti. Bu hediye Yaprak’ın çok hoşuna gitti. Onu elinde sanki dünyanın en önemli şeyi varmışcasına eve kadar özenle taşıdı.

Yaprak’da şu geçtiğimiz iki gün içinde büyük değişiklikler farkediyorum. Benim dediğim uzun cümleleri takip edebildiğini, fiziksel olarak çok güçlendiğini görüyorum. Benimle konuşmak istediğini hissediyorum ve ağzında gevelediklerinin gerçek kelimelere dönüşeceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. Ona “hayır” dediğim durumlarda yavaş yavaş inatlaşmaya başlaması da anne olarak yeni stratejiler geliştirmem gerektiğini gösteriyor. Yaprak’la vakit geçiren arkadaşlarım onun “çok insancıl, sevgi dolu, sıcak, kendi kendini meşgul eden ve kendine güvenli” bir çocuk olduğunu söylüyorlar. Böyle gözlemleri duymak çok hoşuma gidiyor, doğru yolda olduğumuzu bana hissettiriyor.

Tags: ,

Yaprak Beyoğlu Gecelerinde

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
9
Nis

dsc04621adsc04627adsc04633dsc04625

Dün Yaprak’la yine çok yoğun bir gün yaşadık. Öğleden sonra saat üç gibi sokağa çıktık. İlk başta parka gittik. İşine biraz mola veren babamız parkta bize katıldı. Maçka parkından sonraki durağımız ise D&R’dı. Bolca kitap, dergi alışverişinin ardından babamızdan ayrıldık ve anneanne ile dedenin evinin yolunu tuttuk. Anneannelere dünkü ziyaretimizin nedeni çok sevdiğimiz ve uzun süredir sohbet edemediğimiz Esra abla ile karşılaşabilmekti. Esra abla Yaprak’ı doğumundan beri çok kısa süreler ile iki defa görmüştü. Yaprak başlangıçta bir parça utansa da Esra ablaya çabuk alıştı. Sohbet sohbeti açtı, zaman hızla geçti. Saat altı buçuğu gösterdiğinde Ayşe Musal ile yaptığımız akşam programına geç kalmamak üzere anneannelerden  seri bir şekilde kalkmak zorunda kaldık. Bu arada da maalesef hep aklımda olmasına rağmen Esra abla ile Yaprak’ın birlikte fotoğrafını çekmeği unuttum. İnşallah bir sonraki görüşmemizde diyelim :)

Ayşe Musal’la akşam programımız İstanbul Film Festivali kapsamındaki Paolo Sorrentino’nin yönettiği “İl Divo”‘nun gala gösterimine katılmaktı. Planda İlhan’da gece boyunca Yaprak’a bakacaktı ama ilk başta İlhan “biz de Yaprak’la dışarıda yemek yiyeceğiz” dedi, sonra bir de baktık ki onlarda bizimle Beyoğlu’na gelmişler! :)   ‘Nerede yemek yesek’ diye dolanırken benim çok sevdiğim Deep’de oturmaya karar verdik. Yaprak yemek boyunca çok huysuzdu. Ona ısmarladığımız hemen hemen hiçbirşeyi sevmedi, pusetinde oturmadı. Etrafta gezsin diye bıraktığımızda da, bir baktık başka masaların tepelerine çıkmış ! Kısacası oldukça zorlu geçen yemek faslımızdan sonra biz İlhan ve Yaprak’dan İl Divo’yu izlemek üzere ayrıldık, onlar da baba-kız kendilerine tatlı alıp eve dönmüşler. Dünle beraber Yaprak hanımın bu yılki ilkbahar-yaz sezonu Beyoğlu gecelerine başladığını kabul edebilirz, artık bir sonraki durağımız da Tünel olur herhalde :D

Tags: , ,

Yaprak “Büyük Büyük” Dayı ve Yengesi İle

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
6
Nis

dsc04596aSevgi Kantöründsc04578adsc04564a

4 Nisan 2007′de sevgili anneannem Leman Batur’u 86 yaşındayken kaybetmiştik. Onun aramızdan ayrılmasından bir hafta sonra ise ben Yaprak’a hamile olduğunu öğrenmiştim. Doğanın kendisini yenilemesi döngüsünün canlı birer parçası olmuştuk adeta. O günden bu güne aradan iki yıl geçti. Şimdi Yaprak kucağımızda oturuyor ve biz 6 Nisan’da toprağa verdiğimiz anneannemi anmak üzere dört nesil bir araya geldik; anneannemin hayattaki tek erkek kardeşi Şemsettin dayı ile yengemiz Sevgi abla, annem, babam, ben ve Yaprak …  pardon ve tabii ki Zeytin.

Biz, bu birlikteliğe Yaprak’ın öğle uykusundan biraz geç uyanması nedeniyle biraz gecikerek dahil olabildik. Evden içeri girer girmez ise evin dev kedisi Zeytin yine kıskançlık krizine tutuldu ve kendisinden Yaprak’a kayan ilgiyi tekrar üzerine çekebilmek için yapmadık numara bırakmadı. Dedemizin dediğine göre arka odalarda kestirirken Yaprak’ın geldiğini duyduğu anda meydana çıkıyormuş Zeytin. Zeytoş kızımla ciddi bir rekabet içinde ama bizimki olayın farkında değil.

Yaprak ilk başta bir parça yabancılık hissetse bile kısa süre sonra hem Şemsettin dayının, hem de Sevgi ablanın kucağından inmez oldu. Ardından da gitti dedesinin kucağına oturdu. Gördüğü yoğun ilgiden çok memnun kalan Yaprak börek ve kek yiyerek karnını doyurmayı da ihmal etmedi. Günün ilerleyen saatlerinde biraz yorulan minik böcek sırtüstü yere yattı. Zeytin de gidip onun yanına aynı şekilde sırtüstü uzanınca çok şaşırtıcı ve bir o kadar da harika denilebilecek görüntü ortaya çıktı ama ben maalesef bu anı çekemedim. Hemen hemen aynı kiloda ve boyutlarda olan Yaprak ve Zeytin’in bu hallerini bir ömür hiç unutmayacağım. :D

Tags: , , , , ,

Dün Biz …

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
5
Nis

dsc04510adsc04512a

Dün biz ailece ilk başta Beşiktaş’a indik. Beşiktaş’a gitme nedenimiz bir sonraki gün Yaprak’ın gideceği yaşgünü partisi için ikiz kuzenleri Lara ve Mina’ya hediye almaktı.Kabalcı Kitapevi’nden aldığımız hediyelerden sonra İlhan çok acıktığını söyleyince önümüze gelen ilk fast foodcuya girdik ve karnımızı doyurduk.

dsc04525a

Beşiktaş’tan taksiye binip ilk başta evimize, elimizdeki paketleri bırakmak için gittik. Sonrasında ise İlhan ofisine, biz ise anneanne ile dedeyi görmek üzere yola devam ettik. Yaprak hanım taksi içinde pek bir azgındı, zor zapdettik.

dsc04530adsc04531a

Minik canavarın bir kere azgınlık damarı tutmaya görsün; tam gaz aynı çılgınlık anneannelerde de devam etti. Kah evin dev kedisi Zeytin’e bulaştı, kah gazeteliği dağıttı, kah “sucu”luğa soyundu, kaptığı boş su bidonlarını salonun ortasına taşıdı.

dsc04541adsc04538a

Diğer taraftan Yaprak anneannesi ile dedesine dans gösterisi yaptı, büyük alkış aldı, nasıl geri geri gittiğini gösterdi, “wowww” tezahuratları ile desteklendi, “dede” diyerek dedesinin eline birşeyler tutuşturdu, bu gelişme dedesini çok mutlu etti. Saatler yemek vakdini gösterirken de hayatında ilk defa lahmacun yedi ve bu lezzet de pek bir hoşuna gitti. Kısacası dün çok hareketli ve ‘fast food’ dolu geçti. O yüzden maalesef Yaprak’ın annesi bugün hem evde, hem de rejimde :P

Bu arada dikkatli takipçilerimiz Yaprak’ın saçlarının kesilmiş olduğunu farketmiştir. Son bir haftadır benim tatlı bebeğim ellerini saçlarında gezdirip parmakları arasına takılan telleri  çekerek koparmaya başladı. Dün kahvaltı ederken yine aynı şeyi yapınca kuaföre götürmeyi bekleyemedim, ben de tek çare olarak makası aldım ve bayağı uzamış olan saçları kestim. Yaprak’da gözlerinin önüne düşen ve toplamama da izin vermediği kahküllerinden kurtulduğu için kanımca çok mutlu oldu. :D

Tags: ,

Büyük Kedi, Küçük Kedi

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
4
Nis

dsc04461adsc04486a

Bir gün büyük kedi ve küçük kedi gezmek için parka giderler. Parkta karşılarına çıkan kötü kalpli büyücü kedilere üç vakte kadar kahve içip, limonlu kek yemezlerse İstanbul’un en büyük at sineğinin onları ısıracağını söyler. Bu kötü büyüden kurtulmak için kendilerini en yakındaki kafeye dar atan kediler kahvelerini fötürdete fötürdete içerler, limonlu keklerini  afiyetle yerler. Bu arada büyük erkek kedi de onlara katılır. Zaman hızla akar ve eve dönme hazırlıkları başlar. Yüzleri güler bir şekilde, kötü büyücünün kara büyüsünden kurtulmanın mutluluğu ile yola çıkan kediler bu sefer de yolda minik güzel bir peri kızı ile karşılaşırlar. Peri kızı küçük kedinin burnunun ucuna konar ve ona “dile benden ne dilersen” der. Minik kedi ağzını açar ve “mama” demesiyle birlikte minik peri kızını bir lokmada yutar. :| ….  sonrasında kediler ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine … :?

… bu da öyle garip bir masal olur ki, Yaprak’ın annesi bir daha masal yazmamaya kendi kendine söz verir. :P

Tags: ,