Posts Tagged "9 aylık bebek gelişimi"

pridejoyanim5a1Soru : 7-12 aylık bebeklerin genel becerilerinin gelişim süreçi nasıldır ?
Cevap : 7-12 aylık bebeklerin gelişim sürecini aşağıdaki tablodan takip edebilirsiniz.

Child’s Age
Ana Beceriler Skills (bütün bebekler yapar)

Gelişen Beceriler  (bebeklerin yarısı yapabilir)

Gelişmiş Beceriler (az sayıdaki bebek yapabilir)
7aylık
• Desteksiz oturabilir.
• Objeleri kendisine doğru çeker.
• İleri uzanır, sürünmeye başlar.
• Anlaşılmaz şekilde geveler, konuşur gibi sesler çıkartır.
• Yabancılara karşı tepki göstermeye başlar.
• Güle güle deyince el sallar.
Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Objeleri birbirine çarpar.
• Objelerin varlığını anlamaya başlar.
8 aylık • Doğru kişilere olmamakla beraber “baba”, “dede”, diyebilir.
• Objeleri elden ele geçirebilir.
• Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Sürünür veya emekler
• Objeleri işaret eder.
• Saklı objeleri arar.
• Ayağa kalkmak için kendini çeker, dolaşır.
• Yerden parmakları ile kavradığı şeyleri alabilir.
• İsteklerini jestleri ile belli eder.
9 aylık • Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Anlaşılmaz şekilde geveler, konuşur gibi sesler çıkartır.
• Objelerin varlığını anlar.
Mobilyalara tutunarak etrafta dolaşır.
• Elle tutulabilen bir kaptan içebilir.
• Parmakları ile yemek yer.
• Objeleri birbirine çarpar.
• Cee-e gibi oyunlar oynar.
• Doğru kişilere “dede”, “baba” der.
10aylık • Güle güle diye el sallar
• İki parmağı kavradığını alabilir.
• Karnı yukarıda rahatça emekler.
• “Dede”, “baba”,”anne” yi doğru kişiye söyler
• İsteklerini jestleri ile belirtir.
• Kendi başına birkaç dakika ayakta durabilir.
• Objeri bir kabın içine koyabilir.
11aylık • “Dede”, “baba”,”anne” yi doğru kişiye söyler
• Cee-e gibi oyunlar oynar.
• Kendi başına birkaç saniye ayakta durabilir.
• Etrafta dolanır.
• “Hayır” ve diğer başka basit talimatları anlar
• Objeleri kap içine koyabilir.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında bir kelime daha söyler
• Ayakta durur pozisyondan eğilir pozisyona geçebilir.
12aylık Başkalarının hareketlerini taklit eder.
• İsteklerini jestleri ile belli eder.
• Birkaç adım atar.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında bir kelime daha söyler
• Yanlız başına yürüyebilir.
• Renkli bir kalemle karalama yapabilir.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında iki kelime daha söyler

Kaynak : Bebycenter.com

Tags: , , , , ,

Bayramın İlk Günü

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
30
Eyl

Bayramın ilk günü camdan dışarı baktığımızda nispeten açık bir gözyüzü ile karşılamak hepimizi mutlu etti. Sabah kahvaltımız sonrasında ilk büyük babaanneye telefon edip bayramını kutladık. Ardından anneanne ve dedeyi aradık. Ben onların ayın 7′sinde döneceklerini zannederken yarın İstanbul’da olacaklarını öğrenince hem şaşırdık, hem de sevindik.

Öğlene kadar rutin devam eden günümüz sonrasında hareketlendi. Bayramın ilk günü için yaptığımız tek kesin plan benim anneannem ve dedemin kabirlerini ziyaret etmemizdi. Anneannem son bir haftadır hiç aklımdan çıkmıyor. Anneannemin tensel varlığı yokolmuş olabilir, ama bana aralıksız yaptığı zihinsel dürtüklemeler ruhunun hep yanımda olduğunun en büyük göstergesidir sanırım.

25 Eylül dedemin aramızdan ayrılışının dokuzuncu yıldönümüydü ve ben ziyaretine gidemedim. Anneannem bana kızgındı, hissediyordum ve bu durum beni çok rahatsız ediyordu. Öğleden sonra İlhan’la buluştuk ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na doğru çiçeklerimizle beraber yola çıktık. Yaprak’ın büyük anneanne ve dedesini ilk ziyaretinde yeşil bitkilerle bezeli kabirin dikdörtgen vazolarına çiçeklerimizi özenle yerleştirdik, dua ettik, hüzünlendik ve sessizce yanlarından ayrıldık.

İlhan’la nerede yemek yiyeceğimiz üzerine hararetli bir tartışma yaptıktan sonra ilk başta benim hiç gitmek istemediğim, ama birden İlhan “Astoria” diye tutturunca da “Kanyon’a gidelim” diye çark ettiğim, yazın bile ayaz olan alışveriş merkezine doğru yürüdük. Midpoint’te Yaprak’ın bizi bir dakika bile rahat bırakmadığı yemeğimizi yedikten sonra en alt kata indik. Remzi Kitapevi’nden alışveriş yaptık, Starbucks’da kahve içtik, Yaprak’la yürüme antremanımızı yapıp, eve dönüş yolu için metroya yöneldik.

Bugün Yaprak için bir başka ilk de metro ile seyahat etmek oldu. Yürüyen merdivenlerde babası ile çok eğlendi minik böcek. Uzun koridorlarda ilerlerken burası neresi der gibi etrafa bakındı. Rumeli caddesi boyunca evimize doğru uzanan yolda Yaprak sonunda uyuya kaldı ve apartmandan içeri girinceye kadar da gözlerini hiç açmadı. Bir güzel günü daha böylece kapatmış olduk.

BU ARADA YAPRAK BÜTÜN AİLEMİZİN, SEVDİKLERİMİZİN, TANIDIKLARIMIZIN VE TANIMADIKLARIMIZIN BAYRAMINI KUTLAR :)

Tags: , , ,

Dolmabahçe Sularından Masanın Altına

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
29
Eyl

Yağmurlu ve rüzgarlı geçen günler bizi adeta eve esir etti. Yaprak’da bende şöyle keyfimizce sokaklarda dolaşmaya hasret kalmıştık. Üstüne üstelik evde oturmak insana bir miskinlikte getiriyor. Örneğin ben dün evde perişan halde dolaştım. Biraz uykusuzluk, biraz miskinlik derken günü zor bitirdim.

Bu sabah Yaprak annesine acıdı ve 8:00 de uyandı. Uyku bana ilaç gibi geldi sanırım. Öğle yemeğinden sonra havanın kapalı olmasına aldırmadan dışarı fırladık Yaprak’la. Kara gökyüzü her zaman yağmur anlamına gelmiyor. Nitekim yumuşak esen rüzgar eşliğinde hergünkü rotamızı da değiştirerek Swiss Hotel’den aşağı İnönü stadyumunun önüne indik. Aklıma Dolmabahçe Sarayı’nın hemen dışındaki kafe geldi. Birden sevinç kapladı içimi ve Yaprak’ın yanımızdan bütün geçenlere el uzatarak yaptığı arkadaşlık çağrıları eşliğinde kendimizi deniz kıyısında bulduk. Deniz kenarındaki tek boş masaya uçarcasına gittik. Öylemi otursak, böyle mi otursak, nasıl otursak derken bayağı zaman aldı masaya yerleşmemiz. Yaprak denize ne çok yakın, ne de çok uzak kalmasın diye sanki ölüm kalım problemi çözdüm :)

Yoldan Dolmabahçe’ye gittiğimizi haber verdiğim babamız yine ofiste çalışıyordu. Bize onsuz keyif yaptığımız için sitem etti ama biz oralı olmadık ! . Tabii tanrının sopası yok, tam boğaz havası ve manzarası ile mutlu mutlu gevşemişken, Yaprak hanım kahvemi olduğu gibi pantolonuma ve ayakkabıma boca etti. Bir gelip bir daha gölgesini bile göstermeyen garsonun iş işten geçtikten sonra getirdiği iki tane peçete ile neremi silsem bilemedim ! . Bir süre daha minik ponponun çevre masalarla iletişimini ve etrafımızda dolaşan bir büyük, iki bebek kedi ile eğlenmesine eşlik ettikten sonra kafeden ayrıldık, saray boyunca ağaçlı yoldan beşiktaş’a doğru yürüdük. Yaprak yolda uykuya daldı, eve dönene kadar da kestirmeye devam etti.

Eve girmemizden kısa süre sonra ofisinde elektriklerin kesilmesi nedeniyle erkenden İlhan’da geldi. Onlar Yaprak’la oynarken fotoğraf çekeyim dedim ve …

Bu arada İlhan’ı poz verirken güldürebilmek için akla karayı seçiyorum, şikayetçiyim ! En alt fotoğraftaki kokoşun parmakları yelpaze gibi açılmış ayaklarını yerim ben :)

Azgınlıktan hangi saksıyı eşeleyeceğini, neyi yutacağını ( bugün kakası ile uzun bir plastik poşet parçası da çıktı), nereye saklanacağını bilemeyen Yaprak’ın sesini her yerden duyabilmeye alıştık. Biraz önce de masanın altından üç sandalyenin tam ortasında girmiş bağırmaya başlayınca pek de şaşırmadık ama çok güldük. :) … şip şak anne görev başında …

Tags: ,

Yaprak’ın 9. Ay Kontrolü

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
26
Eyl

Ailece her ayın son haftası Yaprak’ın aylık rutin kontrolü için doktorumuz  Nazmi Ataoğul‘una gidiyoruz. İşte İstanbul’da ağaçların devrildiği, damların uçuştuğu bu fırtınalı günde bizde hastanenin yolunu tuttuk. Kilo ile boy ölçümü ve muayenenin ardından en son işleme geldiğimizde minik ponpon mutluluktan coştu : AŞI

Yaprak son iki aydır muayenehaneye girer girmez huzursuzlanıyor. Artık sanırım sevmediği birşeyin başına geleceğini hatırlıyor. Bu seferki kontrolde fotoğraf çekeceğimi İlhan’a söylediğim için ( fotoğraf makinasını evde unutmuşum, cep telefonu ile çekmek zorunda kaldım ) Yaprak’la aşı faslı sırasında o ilgilendi. Öyle ağladı, öyle ağladı ki tatlı boncuk ter içinde kaldı. Zor bela kıyafetlerini giydirdik ve herşeyin normal olduğunu öğrenerek Nazmi Bey’in yanından ayrıldık.

Yaprak şu an 73,5 cm ve 9700 gram. Geçen kontrole kıyasla bir santim uzamış ama 600 gram gibi bir farkla fazlaca ağırlaşmış. Doktorumuz beni uyardı. Bir yaşına on kilo ile girmemiz gerektiğini söyledi. Doğrusu ben de son günlerde fazlaca yemek yedirdiğimin farkındaydım. Yanlış yaptım ama bunu telafi edeceğim. Yaprak Hanım’ı annesinin bu akşam itibariyle kampa aldığını duyuruyorum. Rejim değil sadece önümüzdeki günlerde porsiyonlarımızı biraz azaltacağız ve yürüme antramanlarına ağırlık vereceğiz. :)

Tags: , , ,

Bugün yeni bir oyuna başladık. Arpa şehriye ile Yaprak Çorbası oyunu. Bu oyun için malzemelerimiz bir paket arpa şehriye, iki kap ve genişçe boş bir alan.

İlk başta Yaprak’ı alıp boş mekanın ortasına oturtuyoruz, sonra onun gözleri önünde bir paket arpa şehriyeyi büyük kaba olabildiğince yüksekten boşaltıyoruz. Yaprak hayretle düşen parçaları izliyor, çıkan sesi dinliyor. Haşır huşur, faşır fuşur … sonra şaşkın şaşkın boş pakete ve dolu kaba bakıyor. Bilemiyor ne yapacağını, bana bakıyor. Ben de ona yol gösterebilmek için yavaşça elimi daldırıyorum kaba, avuçluyorum arpa şehriyeleri. Sonrasında elimi havaya doğru kaldırıp şehriyelerin parmaklarımın arasından aşağı düşüşlerini gösteriyorum Yaprak’a. Minik böcek olayı derhal kavrıyor. İlk başta tek eli ile ardından iki elini hızla şehriyelerin içinde daldırıp ortalığa saçıyor parçacıkları. O dağıtıyor, ben topluyorum, o ağzına atmaya kalkıyor , ben engelliyorum, dakikalar böyle geçiyor. Ama sanılmasın bizimki kahkahalar atıyor, bir ciddi bir ciddi, zannedersiniz  cerrah büyük operasyonda. Avuç içindeki parçalar dikkatle inceleniyor, avuç yavaş yavaş açılıp içine bakılıyor ve ardından tanecikler sakin sakin yere bırakılıyor. Bazen tek bir parça büyük bir dikkat ile baş ve işaret parmağı arasında kavranıyor ve tam ağıza atılacakken …. engelleniyor.

Yaprak hanım etrafa saçmayı çok iyi öğrendi ama henüz saçtıklarını toplatamadım. Küçük kabın fonksiyonu dağılanların içine toplanması ama nafile. 15 -20 dakika oynadıktan sonra Yaprak başka oyuncaklarına yöneldi, ben de bu yeni bol parçalı ( ! ) oyuncaklarımızı en küçük tanesine kadar ortadan kaldırdım. Eh, artık ikinci seans yarına …

Bu da çok başarısız bir arpa şehriye çekimi :)
Arpa Şehriyeli Yaprak Çorbası

Tags: ,

Yaprak’ın Yürümesi

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
22
Eyl
Daha öncede yazdığımü üzere Yaprak büyük ihtimalle 1-1,5 ay içinde yürüyecek. Etrafımızdaki herkes “aman çok erken” diyerek bizi bir şaşırttı. Biz de birşey sandık ( erken yürüyen bebek zekidir) . Ama bir de aşağıdaki güncel anket sonuçlarına bakın. Bu anket benim çok yakından takip ettiğim Banycenter.com web sitesi tarafından 100 binin üzerinde dünyanın dört yanından ingilizce bilen anneler tarafından yanıtlanmış (çoğu da amerikalı). Herkesin çok erken dediği Yaprak’ın olası yürüme ayı Amerikalı bebeklerin çoğunluğunun yürüme ayına denk geliyor. Bu durumdan insanın aklına hemen şu soru geliyor  ” Biz Türkler bebeklerimizi yürütebilme konusunda da mı dünyaya kıyasla biraz geriyiz ?. Bir diğer ihtimal de herkes “bebekler 1 yaşında yürür” dediği için ebeveynler bebeklerini hiç yürüme yönünde şevklendirmiyor. Ben bile kendi kendime düşünmüştüm, yahu demiştim, acaba Yaprak’ı yürümesi için çok mu zorluyorum? … ama sonra yine kendi kendine “ellerinden tutup adım attırmam onun da hoşuna gidiyor, eğleniyor” diyordum …
.
How old was your baby when he started to walk? ( Bebeğiniz kaç aylıkken yürümeye başladı ? )
.
10% Younger than 8 months ( 8 aylıktan küçük )
38% 8 to 10 months (8 – 10 aylık arası )
25% 11 to 12 months (11 – 12 aylık arası ) Yaprak 11,5 aylık yürüdü
18% 13 to 15 months (13 – 15 aylık arası )
5% 16 to 18 months ( 16 – 18 aylık arası)
3% older than 18 months ( 18 aylıktan büyük)
(Total votes: 101037) ( toplam oylar : 101037)

Tags: , ,

Büyük Babaanne İle Ankara

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
16
Eyl

Yaprak ilk defa büyük babannesi ile tanıştı Ankara’da. 13 Eylül’de Sabiha babaanneyi görmek üzere Ankara’ya uçtuk. İki gece bizi yardımcısı Nesibe ile ağırladı babanne. Mekan değişikliği nedeniyle ilk gece ikimizde hiç uyuyamadık. Dolayısıyla ikinci gün özellikle sabah saatlerinde çok huysuzdun. Allah’tan öğlen kuzen Eda, Başak teyze ve Burak enişte geldi de biraz sakinleştin. Eda her zamanki gibi seninle sürekli oynadı. Başak teyzen sana çok güzel hediyeler almıştı. İlk yürüyüş ayakkabın Başak teyzenden geldi. Ayağına giydirdiğimizde çok yadırgadın, garip garip baktın onlara. Bakalım ilk ne zaman gerçekten giyebileceksin onları ?

Seninle bol bol Tunalı’da dolaştık. Mehtap’la buluştuk, gezdik, yemek yedik. Büyükleri bile fiziksel ve zihinsel olarak çok etkileyen, yoran kısa süreli seyahatlar bebekleri altüst ediyor. Senin de bütün ağlamaların, huysuzlukların, yemek yememelerin, uykusuzluğun özellikle babannemi çok üzdü.

Ayrılış anı geldiğinde babaannem ağladı. O şu an 90 yaşında. Seni kucağına aldı, öptü,  bana sıkı sıkı sarıldı … sanki bir daha bizi göremeyecekmiş gibi. Ben çok hüzünlendim ve ” Görüşürüz babaanne” diyerek elini öptüm. :( … Kimbilir Yaprak gelecekte neler olacak ?

Tags: , , , ,

Yaprak’ın Çadır Sefası

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
11
Eyl

Bu da başımıza gelecekti demek ! … artık oturma odamızın ortasında bir çadır var  :)

….

Fakat çadırın ömrü çok da uzun olmadı. Çubuklarından biri kırılınca bu büyük oyuncağımızı (!) kaldırdık. Yaprak çadırın içine girmektense, içine konduğunda dışına çıkmayı daha çok sevdi. :)

Tags:

Artık Yaprak 9 Aylık !

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
10
Eyl

Yaprak biraz daha yaklaşırsa televizyonun ekranına yapışacak ! Son zamanlarda her ne hikmetse televizyon izler olduk. Madonna ( give it to me ) ve Pussy Cat Dolls’a ( when I grow up ) bayılıyoruz, kliplerden gelen sesi duyunca anında bütün elimizdekileri bırakıp ekrana yönelip başlıyoruz sallanmaya. Kızım annesi gibi dans etmeyi sevecek :)

İşte küçük canavar böyle kemire kemire cep telefonumu bozdu. Eskinin cep telefonu şimdinin oyuncağı ! Ama Yaprak hanım çok bozuk çünkü artık oyuncağının (!) tuşları çalışmıyor … böyle kuru kuru telefon yemek de olmuyor ki değil mi Tontoş !!???

Bu arada karşı komşumun Yaprak’dan 15 gün büyük kızı var; Ayşe. Bugün kapıda karşılaştık. Ayşe çok güleryüzlü. Bizim ki de başladı el çırpmaya, tel sarmaya … Ayşe’nin annesi bozuldu. “Bizimki daha büyük, hiç böyle şeyler yapmıyor” dedi. Yaprak’ın artık eşyalara tutunarak ayağa kalktığını söyleyince ise iyice şaşırdı. Ben de daha fazla üstüne gitmeden “Neyse, biz artık yürüyüşe çıkalım” dedim. Sanki nispet yaparmış gibi oldu galiba. Ne bileyim … söylesem bir türlü, söylemesem bir türlü …

Yaprak’ın ani ayağa kalkma durumundan sonra doğal olarak ilk desteksiz adımları ve özelliklede dışarıdaki yürüme girişimleri için ayakkabı üzerine düşünmeye başladım. Derken geçen gün Tonton’a oyuncak bakmak için Tayga Toys a gittik. Belki oyuncak bulamadık ama ilk adımları için uygun ayakkabılarla karşılaştık. Dükkanın müşteri ile çok ilgili, sevimli sahibi bize ayakkabıları pek övdü. Bana kalsa orada alacaktım ama o “Bir ay sonra, yürümeye başladığında gelin öyle bakalım” diyerek beni ikna etti. Ayakkabıların üç renk alternatifi var, boğazlı, yumuşak lastik pabuçlar ve Japon malı. Japon çizgi filmlerindeki uzaylı karakterlerin giydiklerini hatırlattılar bana :)

Tags: , , , , ,

Yaprak’ın Yaramazlıkları

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
5
Eyl

Yaprak’da her bebek gibi hareketlendikçe haşarılaşıyor. Haşarılaştıkça ben evde neyi nereye koyacağımı şaşırıyorum. Düşündüm de, yaptığı haşarlıkları sıralasam ne güzel olur :)

1. Son dönemde mama sandalyesinin altına girip oradan arka taraftaki saksılara yönelmeyi keşfetti. Geçen gün bir baktım saksıyı çekiştiriyor ! . Çiçekleri kaldırayım diyorum ama nereye ?

2. Kitaplarını veya ona oynasın diye verdiğim kalın karton kutuları parçalayıp yemeye çalışması ve sık sık ağzından karton parçaları çıkarmaya uğraşmam günde en ez iki üç defa oluyor. Bir de geviş getirerek benim yüzüme “oh yedim işte” der gibi nispet yaparak bakması yok mu … hrrrrrr….

3. CD’liklerime saldırıp içindekileri çıkartıp etrafa saçması, son dönemde ise kapaklarını açmayı bir şekilde başarması tüyler ürfertici. Henüz kitapları kütüphaneden dışarı çıkarmayı başaramadı, sadece yakalarsa iplerini çekiştirmekle yetiniyor, ya gücü yettiğinde böyle birşey yaparsa … düşünmek bile istemiyorum !!!

4. Elektrik kabloları. Evet, bu ayrı bir zevk herhalde bebekler için. Çalışma masamın altındaki kablolara bir şekilde ulaşmayı sürekli başarıyor.

5. Yere düşmüş herhangi ufak nesneler. Bu bir cola kapağı, bir düğme, bozuk para veya saç olabilir. Hepsi derhal ağıza atılır … gerisini siz düşünün …

6. Elektronik aletler veya onların kumandaları. Cep telefonları ( birinci zaimizi geçen haftalarda verdik!), telsiz ev telefonu, fotoğraf makinası, … televizyon ve müzik seti kumanda aletlerinin tuşlarının ne işe yaradığını bildiğini düşünüyorum. Ele geçirir geçirmez tuşlarına basıyor. Birçok defa televizyonu açtığını da gördü. Bebek beyni neden-sonuç ilişkisini hemen kaydediyor.

7. Yemek yemeyi istemediği zaman direkt kaşığa avuç atmaya kalkıyor ve ben boş bulunursam hedefine ulaşıyorda.

8. Sırtüstü pozisyonda yatırıp altını değiştirirken, iki bacağından tutup poposunu havaya kaldırdığımda kendini bilerek yüzsütü döndürmesi beni delirtiyor. Eğer poposunda kaka varsa onların ön temizliğini yapmam adeta bir savaş halini alıyor.

9. Bu son hafta kendisini pusetten dışarı atma girişimlerine başladı. Artık dururken bile emniyet kemerini çözmemem gerektiğini farkettim.

Son Yaramazlığı : Biraz önce o kucağımda dizüstü bilgisayarımın başında oturuyorduk. Bir anda küçücük parmağını sola gitme tuşuna taktı ve tuşu çekti … artık dizüstü bilgisayarımın  “sola” tuşu yok !!!! Şikayetçiyimmmmmmmmmmm  !!!!!!

Tags: